25 Kasım 2009 Çarşamba

"Puslu Kıtalar Atlası" ve "Jane Austen Kitap Kulübü"

Son okuduğum iki kitaptan bahsetmek istiyorum bu yazımda.Birisini çok ama çok beğendim, diğerini ise hiç sevmedim ve bitiremeden bıraktım.



















İlk sırada Puslu Kıtalar Atlası var.Hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan birisi.İhsan Oktay Anar yazmış.Geçenlerde okuyup bitirdim ve hala etkisinden kurtulamadım.Kitaba başladığımda biraz karışık gibi gelmişti ama bırakmadım ve okumaya devam ettim ısrarla.İyi ki devam etmişim, çünkü kitap bittiğinde gerçekten üzüldüm!Çünkü kitabın kapağını açıp okumaya başladığınızda bambaşka bir dünyaya giriyorsunuz.Anlatılanlar, karakterler sizi alıp götürüyor ve hayalinizde yeni bir dünya yaratıyor.Siz de bir müddet sonra o karakterlerle aynı dünyada yaşamaya başlıyorsunuz.Fakat öyle sıradan bir dünya değil bu.Olağandışı şeylerin yaşandığı, olağandışı kişilerin varolduğu bir dünya.

Kitabın çok karakteri var.Arap İhsan, Alibaz, Uzun İhsan Efendi, Bünyamin, Kurbelik, Vardapet, Zülfiyar, Hınzıryedi, Ebrehe...Hepsi birbirinden ilginç insanlar.
Olaylar Arap İhsan'ın, yanında Alibaz ile Konstantiniyye'ye gelmesiyle başlıyor.Burada, akrabası olan Uzun İhsan Efendi ve oğlu Bünyamin'in yanına geliyor ve Alibaz'ı onlara bırakıp kendisi Kubelik'i aramaya başlıyor.Diğer taraftan Bünyamin, Vardapet ile birlikte bir yeraltına işine giriyor.Orada Zülfiyar ile tanışıyor ve dilencilerin dünyasına adım atıyor.Bundan sonra da asıl olaylar başlıyor.Bence mutlaka ama mutlaka okunması gereken bir kitap.Hatta ben yazarın diğer kitaplarını da en kısa zamanda edinip okumayı düşünüyorum.
Kitabın arka kapak yazısı da şöyle:
"Yeniçeriler kapıyı zorlarken Uzun İhsan Efendi hala malum konuyu düşünüyor, fakat işin içinden bir türlü çıkamıyordu...
"Rendekar doğru mu söylüyor?Düşünüyorum, öyleyse varım.Oldukça makul.Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar:Düşünen bir adamı düşünüyorum.Düşündüğümü bildiğim için, ben varım.Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum.Böylece o da benim kadar gerçek oluyor.Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor.Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşünüyorum.Öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor.O gerçek, ben ise bir düş oluyorum."
Kapı kırıldığında Uzun İhsan Efendi kitabı kapadı.Az sonra başına geleceklere aldırmadan kafasından şunları geçirdi:
"Dünya bir düştür.Evet, dünya...Ah!Evet, dünya bir masaldır."



















İkinci kitap ise çok umut bağladığım ama hiç umduğumu bulamadığım Jane Austen Kitap Kulübü.Büyük heveslerle almıştım bu kitabı ama hiç hoşlanmadım.Bir kere, okuduğum kadarıyla kitapta Jane Austen'ın eserlerinden bahsedeceği yerde, daha çok bu kitap kulübündeki insanların hayatlarından bahsetmiş yazar ve bu da Jane Austen'ı ve eserlerini ikinci plana itmiş.Çok karmaşık geldi bana.Bu nedenle bitirmedim ve bıraktım.Eğer kitaba Jane Austen bulma umuduyla başlarsanız hiç başlamayın derim ben!

9 yorum:

mugemmell dedi ki...

Puslu Kıtalar Atlasını 97 senesinde ilk defa okumuştum. Aradan geçen 12 sene içinde 3 kere daha okudum ve her seferinde bambaşka bir haz aldım bu kitaptan. Yönetmen olup filmini çekmek isteyeceğim bir kitaptır benim için. Ancak Efrasiyabın Hikayeleri'ni tiyatro sahnesinde görünce, bu gibi kitapların sadece okuyucuyla yazar arasında kalması gerektiğine, hiçbir sahne ya da perdede var olmaması gerektiğine inandım. Kitab-ül Hiyel ve son olarak Amat da çok keyiflidir ancak Puslu Kıtalar Atlası bambaşka bir tat bırakır damakta... çok hoş bir paylaşımda bulunmuşsun, kesinlikle desteklediğimi belirtmek istedim. sevgiler...

Anne ve kızları dedi ki...

Sevgili Mügemmell,
Çok teşekkür ederim yorumun için!
Bence de çok güzel bir kitap.Demek tahmin ettiğim gibi yazarın diğer kitapları da güzel!En kısa zamanda onları da okuyacağım:)
Sevgiler...

n@zo dedi ki...

Ben de başladım geçenlerde Puslu Kıtalar Atlası'na ama karışık geldi. Başka kitaplarda vardı,sabırsız davranıp bıraktım o yüzden ama elimdeki kitap bitince ilk iş onu okumak olacak. Merak ettim :)
Sevgiler..

zeynepin sesi dedi ki...

kitap kulübünü okumadım ama puslu kıtalar haftasını ben de beenmiştim..

Anne ve kızları dedi ki...

Sevgili Nazo,
Bence mutlaka geri dön kitaba ve oku!Yoksa çok şey kaçırırsın:)
Sevgiler...

Anne ve kızları dedi ki...

Zeynepcim,
Kitap Kulübü'nü okuma zaten bence:))

âyine-i devrân dedi ki...

puslu kıtalar atlası benim de elimde şu an ve gerçekten çok farklı bir dünya sunuyor okuyucuya, elden düşürmeden zevkle okunuyor, paylaşım için teşekkürler :)

Anne ve kızları dedi ki...

Rica ederim Sevgili Ayine-i Devran!
İyi yapıyorsun okumakla:)
Sevgiler...

freelancer dedi ki...

ihsan oktay anar'ın "amat" ve "suskunlar" kitaplarını öncelikle tavsiye ederim. amat'ı okumaya karar verirseniz şu siteyi de elinizin altında bulundurmanızda fayda var. (http://amat.blogcu.com/) site bana ait değil, amat'ı okurken tesadüfen bulduğum bir siteydi. içindeki sözlük ve diğer bilgiler çok faydalı olacaktır.