19 Aralık 2014 Cuma

Bilyeler / Behiç Ak (Günışığı Kitaplığı)


BİLYELER 

Yazan ve Resimleyen: Behiç Ak


Oyunların büyüsü bizi nerelere götürür?

Son kitaplarından Yaşasın Ç Harfi Kardeşliği! adlı çocuk romanı, Ankara Üniversitesi Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin (ÇOGEM) 2014 Çocuk ve Edebiyatı Roman Ödülü'ne ve Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği'nin (ÇGYD) 2013 Yılın Çocuk Romanı Ödülü'ne değer görülen Behiç Ak, sıcacık bir mahalle öyküsüyle okuruyla buluşuyor. Lunaparkta bir küp dolusu bilye kazanan İbo'nun ve mahalle arkadaşlarının oyun dünyasını anlatan öykü, her yaştan okurun içinde kaybolacağı eğlenceli desenlere sahip. Sokak oyunlarının her sosyal sınıftan çocuğu bir araya getiren, birleştiren ve eşitleyen yönünü vurgulayan kitap, iletişim ve paylaşma konuları üzerine düşünmek için de birebir. Anadolu'nun farklı kentlerinde ve mahallelerinde bilye, misket, meşe, cıncık, zıpzıp, dobi, babüş, cicoz, cille gibi onlarca farklı adla anılan ve her kuşaktan çocukla buluşan bu renkli küçük cam kürelerin önemli yer tuttuğu kitap, oyunların büyüsünü yeniden hatırlatıyor.

İbo ve Pisi, lunaparkta koca bir küp kazanırlar. İçinde ne olduğu ancak evde çıkar ortaya: Renk renk sayısız cam bilye. Bu pırıl pırıl bilyeler kısa sürede İbo'nun en büyük tutkusu haline gelir. Ancak, oğlunun sürekli bilyelerle oynaması, babasının hoşuna gitmez. Bulduğu çözümse, İbo kadar mahallenin çocuklarını da etkileyecektir....

Behiç Ak, Samsun'da doğdu; İstanbul'da mimarlık öğrenimi gördü. 1982'den beri Cumhuriyet gazetesinde bant karikatür çiziyor. Çocuk kitabı yazarlığı ve çizerliği, oyun yazarlığı ve sanat yönetmenliğinin yanı sıra belgesel film alanında da çalışmaları var. İlk yayımlandığı Japonya'da ödül kazanan Yüksek Tansiyonlu Çınar Ağacı adlı resimli çocuk kitabı, Günışığı Kitaplığı tarafından özgün bir tasarımla yenilendi ve Çince'ye çevrildi (2014). Okumaya yeni başlayanlar için felsefeye giriş niteliğindeki "Tombiş Kitaplar" dizisi, Benim Bir Karışım, Bizim Tombiş Taştan Hiç Anlamıyor ve Bizim Tombiş Fiyonk Makarnayı Çok Seviyor'la sürüyor. Otuz yıllık karikatür birikimini Karikatür Kitabı adlı özel bir albümle çocuklara sunan sanatçının, "Gülümseten Öyküler" adı altında yazıp çizdiği Güneşi Bile Tamir Eden Adam, Alaaddin'in Geveze Su Boruları, Kedilerin Kaybolma Mevsimi, Galata'nın Tembel Martısı gibi kitaplar her yaştan okurun ilgisini topluyor. Behiç Ak'ın Yaşasın Ç Harfi Kardeşliği! adlı çocuk romanı, 2014 Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Roman Ödülü'ne ve Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği'nin (ÇGYD) 2013 Yılın Çocuk Romanı Ödülü'ne değer görüldü. Sanatçının son romanı, Postayla Gelen Deniz Kabuğu (2014).




12 Aralık 2014 Cuma

Yarından Sonra / Gillian Cross (Günışığı Kitaplığı)



YARINDAN  SONRA   /    GILLIAN CROSS

Hayatta kalmak için ne kadar ileri gidebilirsin?

Carnegie, White bread ve Smarties gibi ödülleriyle Avrupa çocuk ve gençlik edebiyatının önde gelen yazarlarından Gillian Cross, ilk kez Türkçe'de. Paranın değerini yitirdiği, yaşamın tek amacının yiyeceğe ulaşmak olduğu bir ülkeden kaçıp başka bir ülkeye sığınanların mücadelesini anlatan romanda, Matt ve Taco isimli iki kardeş, üvey babalarıyla birlikte Fransa'ya umut yolculuğuna çıkar. Sığındıkları kampta onları bekleyen zorlu gerçekliğin üstesinden gelebilmek için arkadaşlık, dayanışma ve sevgi yeterli olacak mıdır? Geleceğin parlak gözükmediği acımasız bir dünyada yeşeren umutları ve yol kesen umutsuzlukları bir gencin gözünden anlatan roman, her yaştan okuru etkileyecek bir "insanlık durumu" anlatısı. İngiliz yazar, bu romanıyla savaşlarla karanlığa boğulan günümüz dünyasında sığınmacı olmanın anlamı, modern yaşamda paranın konumlandırıldığı yer gibi oldukça güncel konuları tartışma olanağı sunuyor ve gençleri umut üretmeye davet ediyor.

Bir zamanların en güçlü ülkelerinden İngiltere'de ekonominin tamamen çöktüğü, karanlık yıllar...Yakınlarının yaşamı için yiyecek stoklayanlarla, onlardan yiyeceklerini çalanlar karşı kaşıya. Haklıyla haksızın iç içe geçtiği böyle bir dünyada Matt ve Taco isimli iki kardeş, üvey babalarıyla birlikte Fransa'ya umut yolculuğuna çıkar. Gittikleri yerde onları bekleyen zorlu gerçekliğin üstesinden gelip ülkelerine ve sevdiklerine dönme şansı bulabilecekler midir?..

2014 The Little Rebels Çocuk Kitapları Ödülü

Gillian Cross, 1945'te Londra'da doğdu. Sussex Üniversitesi'ndeki eğitiminin ardından, ilkokul öğretmenliği, çocuk bakıcılığı yaptı; hükumet görevlilerine kütüphanecilik danışmanlığı verdi. The Demon Headmaster (Şeytan Müdür) serisi televizyon dizisine uyarlandı. 1990'da Wolf (Kurt) kitabıyla Kütüphaneler Birliği Carnegie Ödülü'ne, 1992'de The Great Elephant Chase (Muhteşem Fil Kovalamacası) ile Whitebread Çocuk Romanı Ödülü ve Smarties Ödülü'ne değer görüldü. 1999'da yazdığı Tightrope (Cambaz İpi) ile Carnegie Ödülü'ne tekrar aday oldu. Cross, 2000'ler boyunca The Lost Trilogy (Kayıp Üçlemesi) gibi gerilim, macera türündeki gençlik kitaplarıyla verimini sürdürdü. Sık sık seyahat eden ve Belçika, Brezilya, Meksika gibi ülkelerde çocuk ve gençlerle bir araya gelen yazar, son romanı Yarından Sonra'yı İngiliz Cord yardım kuruluşuyla Sudan'da yaptıkları çalışmalara dayandırdı. 2014'ün ilk aylarından beri bu kuruluşta aktif görev yapan Cross, İngiltere'de yaşıyor; dört çocuğu var.

14 Kasım 2014 Cuma

Anahtar / Isballe Flas - Hayır Hayır Bana Ne / Marie Isabelle Callier (Mavibulut Yayınları)


Anahtar

Isabelle Flas & Annick Masson

"'Sakın ha, ben yokken kimseye kapıyı açayım demeyin!' dedi anne üç oğluna, alışverişe çıkmadan önce... Ama döndüğünde bir baktı ki anahtarını unutmuş! Eh, çocuklara da açmayın dedi ya bir kere...Ne küçüğü ne ortancası ne de büyüğü, hiçbiri açmıyordu kapıyı işte!"

Üç afacan oğlan, annelerine ufak bir oyun oynamaya karar verir... Ardından Isabelle Flas, akıcı dili ve esprili diyaloglarıyla bu sevimli öyküyü anlatır; Annick Masson tablo güzelliğinde resimlerle süsler; böylece ortaya, ünlü "kurt ile yedi keçi yavrusu" masalına da gönderme yapan müthiş eğlenceli bir kitap çıkar.




Hayır Hayır Bana Ne!

Marie-Isabelle Callier

"Selin küçük, şirin, ama bir o kadar da inatçı bir kızdır.Annesi ondan ne zaman bir şey istese hep hayır der. O kadar çok hayır der ki annesi bazen düşünür, küçük kızının içinde bir 'hayır canavarı' mı saklı diye...Acaba Selin annesine 'hayır' daha ne kadar diyecektir?"

Çocukların belli dönemlere her şeye "hayır" dediklerine hepimiz şahit olmuşuzdur. Büyüme sürecinin doğal bir parçası olan bu dönemi son derece eğlenceli bir üslupla anlatan bu kitap, hem çocuklara hem de anne-babalara sabrın ve karşılıklı anlayışın önemini hatırlatıyor. Annick Masson'un birbirinden güzel resimleriyle sıcacık bir öykü sizleri bekliyor...

7 Kasım 2014 Cuma

Uzakta / Mine Soysal (ON8 Kitap)



Uzakta

Mine Soysal

Editör: Müren Beykan

İki yaşam arasındaki uçurumu kaç katla ölçebilirsin?

Şantiyeye, yatakhane zindana ne kadar uzaktı burası? Uykuya dalmadan önce son düşündüğü şey, "Hep burada, hep uzakta kalsam..." oldu. Erdo ve Dünya, biriktirdikleri türlü dertlerle örselenmiş bambaşka yaşamlarında, ilk kez aynı çatının altında, birbirlerinden habersiz uydular. Uyku adildi. İkisine de aynı güçle el verdi, ikisini aynı şefkatle bağrına bastı, kolladı. Uyku onları eşit ve bir kıldı.


Büyük şehir. Vahşi bir çekim merkezi. Vaatleri de büyük, keşmekeşi de. O kadar büyük ki, herkes birbirinde ölçülemeyecek kadar uzak. Farklılıklar ve karşıtlıklar bitmeyen bir kaos içinde, bir arada. Binalar yükseldikçe hayatlar daralıyor. Şehir büyüdükçe insanlar küçülüyor. Varsıllık arttıkça yoksunluk yayılıyor; yeni "yaşam" alanları, yakın durması beklenen hayatları öteliyor uzaklara.

Erdo, üniversite hayaliyle geldiği metropolde boğulurken; Dünya, varlıklı ama daracık dünyasında yarınını arıyor. Erdo başkalarının hayatını inşa ederek, Dünya ise başkalarının hayatından silkinip kurtularak bir gelecek kurmaya çalışıyor kendine. Türkiye'nin genç nabzına kulak veren yazar Mine Soysal'dan, birkaç kareden fazlasını göremediğimiz iki hayatın öyküsü.


3 Kasım 2014 Pazartesi

Kısa Pantolonlular Çetesi / Zoran Drvenkar (Günışığı Kitaplığı)

Kısa Pantolonlular Çetesi

Zoran Drvenkar


Resimleyen: Ole Könnecke
Türkçe Yayın Editörü: Müren Beykan
Türkçesi: Murat Özbank

Avrupa edebiyatının asi kalemi Zoran Drvenkar, kasımda İstanbul'da okurlarıyla buluşuyor!

Dört arkadaş bu kadar gerçek ve bu kadar komik olabilir mi?

Pek çok dile çevrilen ödüllü kitaplarıyla Avrupa edebiyatının dahi yazarı Zoran Drvenkar, Soğuktan Korkmayan Tek Kuş ve Yerde Ağır Gökte Hafif  adlı resimli kitaplarının ardından, çocuklar için yazdığı çok komik ve sıra dışı bir kitapla daha Türkçe'de. Dört çocuğun gözünden, nasıl kahraman bir ekip olduklarının anlatıldığı roman, arkadaşlığı ve dayanışmayı yüceltiyor. Çocukların problem çözme yetisini, cesaretini ve insanları olduğu gibi kabul etme becerilerini çok eğlenceli ve soluksuz bir kurguyla anlatan kitap, sinema tadında bir başyapıt. 2005 yılında, çocuk ve gençlik edebiyatının en saygın uluslararası ödüllerinden Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü'ne değer görülen romanın yazarı, kasım ayında 33. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'nda ve okullarda okurlarıyla buluşacak.

2005 Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü

Ada, Beton, Sırıtık ve Rudolpho dört yakın arkadaş. Onlar "Kısa Pantolonlular Çetesi." Ciddi kahramanlıklarıyla ün salan çetenin dudak uçuklatan maceralarını onların ağzından dinleme zamanı! Durmak bilmeyen bir trenden nasıl kurtuldular? Sadece şort ve tişörtleriyle kar fırtınasına yakalandıklarında ne yaptılar? Belalı bir çetenin kartopu saldırısını nasıl püskürttüler? Bu romanda, şaşırmanın ve eğlencenin sonu yok...

Zoran Drvenkar, 1967'de Hırvatistan'da doğdu. Üç yaşında ailesiyle Berlin'e taşındı; ilk şiirini 13 yaşında yazdı ve 20'li yaşlarının başında edebiyat bursu kazandı. 1999'da Niemand so stark wie wir (Kimse Bizim Kadar Güçlü Değil) kitabıyla Oldenberg Çocuk Edebiyatı Ödülü'nü, 2002'de Soğuktan Korkmayan Tek Kuş (Der einzige Vogel, der die Kalte nicht fürchtet) ile Kuzey Ren-Vestfalya Çocuk Edebiyatı Ödülü'nü aldı. Onlardan Biri (Cengiz&Locke) ve Aleve Dokunmak (Touch The Flame) adlı gençlik romanları ON8 tarafından, küçükler için yazdığı Yerde Ağır Gökte Hafif (Paula und die Leichtigkeit des Seins) Günışığı Kitaplığı tarafından Türkçeye çevrildi. Son çocuk romanı Du schon wieder (Yine Sen) olan yazar, Berlin yakınlarında yaşıyor.

30 Ekim 2014 Perşembe

Bana Hiç Seni Seviyorum Demedin / Evrim Milaslı


***Not: Yazımı bu şarkı eşliğinde okumanız tavsiye edilir

"Cevap veriyorum. Zamanla her şey geçer diyen akıllılara; Geçen tek şey zamandır, anlayan, anlatsın anlamayanlara..."

Cemal Süreya



Öyle bir kitapla tanıştım ki...
Nasıl anlatsam, ne yazsam sanki eksik kalacak...

Bir gün Instagram'da gezinirken, Kitap Bağımlısı'nın tavsiyesini gördüm.
Paylaştığı fotoğrafta yer alan kitabın ismi Bana Hiç Seni Seviyorum Demedin idi. Bu cümle zaten dikkatimi çekmeye yetmişti. Hemen sordum tabii. Kitap çıkalı bir yıl olmuştu ama ben ilk kez görüyordum.
Onun sayesinde tanıştım Evrim Milaslı ve kitabıyla. Ertesi gün gidip kitabı aldım ve okumaya başladım.

Önce kitabın konusundan bahsedeyim azıcık, sonra kitap hakkındaki düşüncelerimi yazayım...

19 yaşında bir kız Merve. Ailesi, arkadaşları, iyi bir hayatı var. Ancak bir gün aldığı bir haber, tüm hayatını yeniden şekillendiriyor ve artık bir çok şeyi kenara koyup, hayatının merkezine babasını alıyor.

Daha fazla detay vermek istemiyorum çünkü elimden gelse bu kitabı herkesin okumasını sağlarım.

Kitap okuyan bilir. Okuduğunuz her kitap sizi alır başka diyarlara götürür. Kimi zaman kendinizi bulursunuz kitapta, kimi zaman da bir yakınınızı... Hatta çoğunlukla kitabın baş karakteri ile kendinizi kıyaslar, benzer ya da farklı yönlerinizi tartarsınız...

Bu kitap bende öyle hisler uyandırdı ki, şimdiye dek okuduğum kitaplardan ancak bir iki tanesinde hissetmişimdir aynı şeyleri. Sanki kitabı açtığımda sihirli bir dünyaya giriyordum, beni çocuklar gibi mutlu eden, içimi ısıtan, kimi zaman da hüzünlendiren, ağlatan, ancak her şeye rağmen kopmak istemediğim bir dünyaya...
Kitabı hem her an her dakika okumak istiyordum, hem de bitmesin diye okumak istemiyordum. Öyle bir enerji verdi ki bana bu kitap, elimden gelse her an her yere yanımda taşırım.

Kitabın anlatımı çok sade. Ama sade olduğu kadar da akıcı. Sanki bir günlük okuyormuşsunuz gibi. Sanki en yakın arkadaşınızı dinliyormuşsunuz gibi.

Arka kapak yazısı da şöyle:

"Sanki bir film izliyor gibiydim. Kollarım ve başım vücuduma ağır geliyordu. Ayaklarım kendiliğinden, benden habersiz ilerliyordu. Kim nereye götürürse oraya gidiyordum. Saat kaçtı, hangi gündeydik hiç farkında değildim. Bu haldeyken ilaç vermeye çalışan bir yakınımızı reddetmiş olmama kendim de şaşırmıştım. Zaten bitkisel hayattaydım, her şeyden daha da kopmak istemiyordum. Acımı dibine kadar yaşamam lazımdı. Bu benim ödediğim bedeldi."

"...Artık bir son vermemiz gerektiğini düşünüp yavaş yavaş durdurduğumuzda burnumu boynuna dayayıp kokusuna içime çekerek bir beş dakika da öylece kaldım. Çok tanıdık, bebek gibi, pudralı kokusuyla kendimden geçmiştim. Sanki yıllardır sevgiliymişiz, o uzak bir yerlere gitmiş de yeni gelmiş gibi bir özlem içerisindeyim. Ama bir anda beynimde bir şimşek çaktı ve hemen kalkıp yanına oturdum."

Bir sabah uyandığında hayatının asla eskisi gibi olamayacağını anlayan 19 yaşındaki Merve'nin gözüyle dünyasındaki bütün renklerin kimi zaman ölüme, kimi zaman bir aşka dönüşmesinin hikayesi.



Beni gerçekten çok etkileyen bir kitap okudum, okumanızı tavsiye ederim demek az gelecek, elimden gelse herkesin okumasını sağlarım.









27 Ekim 2014 Pazartesi

Hayal Kız / Leyla Ruhan Okyay (Günışığı Kitaplığı)


Ödüllü öykücü Leyla Ruhan Okyay ilk kez küçükler için yazdı!

Küçüklüğün sınırsız dünyasında hayal oyunları...

Gençler için yazdığı Leylek Havada romanıyla Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği (ÇGYD) 2012 Yılın En İyi Gençlik Romanı ödülüne değer görülen Leyla Ruhan Okyay, bu kez küçük okurlara hayal oyunlarıyla renklenen bir öykü sunuyor. Çocukların sınırsız hayal gücünü gözler önüne seren kitap, özellikle okumayı yaratıcı yollarla öğrenme sürecini, bir çocuğun iç sesiyle anlatıyor. Öykü; hayatı hayaller ve oyunlarla keşfeden çocukların, yetişkine çılgınca gelen düşüncelerini sıra dışı, komik sahnelerle ve diyaloglarla aktarırken, Özge Ekmekçioğlu'nun öykü kadar naif çizgileriyle dş gücünü kışkırtıyor. Okumayı yeni öğrenen çocuklar ile çocuklarla öğrenme ve keşfetme süreçlerini paylaşan yetişkinler için birlikte okuma şansı sunan özel bir kitap.

Mavi, hayallerinde sınır tanımayan bir çocuktur. Ona göre, sütannesinin içinde bir süt denizi vardır, doğmamış kardeşinin orada canı sıkılıyordur... Neden olmasın? Okumayı öğrenebilmesi için annesinin yarattığı oyunlar da Mavi'nin hayal gücünü harekete geçirmektedir. Okulla birlikte genişleyen yaşamına, ailenin sürprizi de eklenince Mavi'nin yaşamında heyecanlı günler başlar...

Leyla Ruhan Okyay, 1952'de Kırklareli, Alpullu'da doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden mezun oldu. Aynı fakültede Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Enstitüsü'nde kent koruma projelerinde çalıştı; yüksek lisans eğitimini de aynı konuda tamamladı. İlk öykü kitabı Gölgesi Güz'ü (2000), Geyikli Orman (2003) ve Çilesine Aşık (2010) izledi. Yalın diliyle dikkati çeken Okyay, çok sayıda seçkiye katıldı. 2006 yılında, Almanca'ya çevrilen Türk edebiyatından öykücüler antolojisinde yer aldı. İstanbul'un semt tarihleri kapsamında, Yeşilköy: Bizim Köyden Trenler Geçer (2012) adlı kitapta çocukluk anılarını anlattı. Okyay'ın, Günışığı Kitaplığı'nın "Köprü Kitaplar" dizisi için yazdığı romanı Leylek Havada (2012), Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği (ÇGYD) tarafından 2012 Yılın En İyi Gençlik Romanı seçildi.Son kitabı, çocuklar için yazdığı Hayal Kız (2014).


16 Ekim 2014 Perşembe

Peri Efsa / Sevgi Saygı (On8 Kitap)


Peri Efsa 

Sevgi Saygı

Geçmişin "gerçek" leri, bugünün yalanları ve bir eve hapsolmuş aile sırları... O evde artık hiç kimse güvende değildi!

"Küçük Perim," demişti Cemile... Daha önce hiç konuşmadığı bir tarzda konuşuyordu küçük kızla. "Sen henüz kim olduğunu bilmiyorsun. Dikkatli ol bebeğim. Sen bu dünya bahçesinin büyülü çiçeğisin. Ama sana ayrıkotu gibi bakacaklar... Büyümene izin vermezler. Çok, çok dikkatli ol. Konuşma. Sakın konuşma. Anlatma!" O gün konuşmadı Peri Efsa. Ama her çocuk gibi, unuttu.

II. Dünya Savaşı sırasında İstanbul'da bir köşk. Hitler'in 53. yaş gününde doğan iki bebek, Sermet ve Peri Efsa. Birbirine tutkuyla bağlı, ama birbirinen Ay ve Güneş kadar farklı. Sevilen çocuk Sermet, korkulan çok Peri Efsa. Peri Efsa'nın şaşırtan, etkileyen ve korkutan yetenekleri, gizli tutulan suçların ve acıların gölgede kalmasına izin vermiyor. Özellikle de dış işlerinde çalışan babaları Mümtaz Türkmenoğlu için, Peri Efsa büyük bir tehlike.

Türkiye yeni kuruluşun sancılarını yaşar, yakın tarihimizin çalkantılı dönemleri birbirini izler, içeride ve dışarıda yapılan büyük hesaplar küçük insanların evlerine sızarken, Efdal Refik ve ailesinin başı, onları karanlık sırlarıyla yüzleştirecek bir "mucize" ile dertte! Polisiye kurguyu fantastiğin sınırlarında dolaştıran yazar Sevgi Saygı'dan bir ailenin trajedi ve sırlarla dolu öyküsü.


15 Ekim 2014 Çarşamba

Günlük Ritüeller Büyük Eserlerin Yaratıcıları Nasıl Çalışır / Mason Currey



Bu tarz kitapları hep severim. Yazarların, müzisyenlerin, ressamların, bilim adamlarının hayatlarından kesitler, yaptıkları ilginç şeyler, alışkanlıkları...

Kolektif Kitap'ın çıkardığı Günlük Ritüeller kitabı da bunlardan biri.
Yaklaşık 150 sanatçının bir gününü anlatan, ilginç alışkanlıklarından bahseden bir kitap.

Kitapta Simone de Beavuoir, Voltaire, Jane Austen, Sigmund Freud, Haruki Murakami,Woody Allen, Johann Wolfgang von Goethe, Vincent van Gogh, Isaac Asimov gibi tanıdığımız isimlerin yanında, Morton Feldman, Joan Miro, Igor Stravinski, John Milton, Edmund Wilson, Twyla Tharp gibi bilmediğimiz ( ya da benim bilmediğim) kişiler de var.

Bir seferde üç saatten fazla uyuyamayan yönetmen, yatakta çalışmayı seven yazar, çalışma masasının çekmecesinde çürük elmalar bulunduran yazar ve daha niceleri... Çok sıradan yaşayanlar da varmış, ilginç alışkanlıkları olanlar da. Ama kitapta yer alan ustalardan öğrendiğim en önemli şey, hemen hemen hepsinin sabah erken kalkıp çalışmaya başlamaları. Geceleri de çalışanlar var ama azınlıkta. Ve maalesef bir çoğu da bu yoğun tempoya ayak uydurabilmek için ilaç kullanmış.

Kitabın arka kapak yazısı şöyle:

"Günlük alışkanlıklarınızın yaratıcı süreç üzerindeki etkisini hiç merak ettiniz mi? Bir rutin belirleyip ona sadık mı kalmalı, yoksa hayatı akışına mı bırakmalı...Karar vermeden önce bu kitaba mutlaka bir göz atmalısınız.

Hayran olduğumuz büyük fikir ve eserlerin yaratıcıları gündelik hayatlarında ne yapıyorlardı? Sıradan insanlar olmaktan çıkıp tarihin sayfalarında kendilerine yer edilmelerini sağlayan o büyük eserler hangi gündelik rutinlerin sonucunda doğmuştu?

Bu kitapla Mozart'tan Çaykovski'ye, Kant'tan Flannery O'Connor'a, Picasso'dan Vincent van Gogh'a, Albert Einstein'dan Nikola Tesla'ya, Agatha Christie'den Isaac Asimov'a, tarihin akışına yön veren pek çok insanın gündelik hayatına kısaca göz atabilecek, onların deneyimlediği yaratım sürecini inceleme fırsatı yakalayacaksınız."

Büyük eserlerin yaratıcılarının nasıl insanlar olduğunu merak ediyor, acaba ben de onlar gibi olabilir miyim diye düşünüyorsanız, okuyun derim :)

14 Ekim 2014 Salı

Devin Şarkısı / Raife Polat (Günışığı Kitaplığı)



Devin Şarkısı

Raife Polat

Raife Polat'tan müzikle dopdolu bir ilk roman!

Bir dev, rock yıldızı olursa...

Müzik ve edebiyat yazılarıyla sevilen doğa gönüllüsü Raife Polat, bu ilk çocuk romanında, müziğin ve arkadaşlığın gücünü, doğa ile kent yaşamının farklılıklarını esprili bir dille ve birbirinden ilginç karakterlerle anlatıyor. Sürprizlerle dolu roman, yaz tatillerini bir ormanın yakınındaki ağaç evde geçiren üç arkadaşın, bir dev çiftle tanışmasıyla atıldıkları macerayı anlatıyor. Sıra dışı karakterlerle beklenmedik bir atmosfer yaratmayı başaran yazar, şöhret, özel yaşam, aile bağları, dostluk gibi kavramlarla ilgili düşündürürken, telif haklarından internet yayıncılığına kadar birçok güncel konuya değiniyor. Kitap, genç sanatçı Sadi Güran'ın özgün desenleriyle renkleniyor. Eğlenmek, hayaller kurmak, birlikte yaratmak için çocuklar kadar yetişkinlerin de seveceği kitabın müzik albümünün hazırlıkları sürüyor.

Gitar çalan Enzo ve arkadaşları Neli ile Kaya, yakındaki ormanda yaşayan dev bir çiftle tanışırlar. Enzo rüyasında duyduğu büyüleyici ezginin den İgıl'a ait olduğunun öğrenince, onun yeteneğini internette paylaşmak ister. Ancak işler karışmaya başlar. Bir devi gizlemek, düşündüklerinden de zordur. Üstelik İgıl, müzik dünyasının baş döndüren ışıltısına kapılmak üzeredir...

Raife Polat, 1969'da İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu Radyo Televizyon Bölümü'nden mezun oldu. Kültür sanat alanında gazetecilik ve radyo programcılığı yaptı. Çocukları için çeşitli konularda atölyeler gerçekleştirdi, yayınlar hazırladı. Uzun yıllardan bu yana ÇEKÜL Vakfı'ndaki çalışmalarını sürdürüyor; çevre ve koruma projelerinde aktif yer alıyor. İlk çocuk romanı Devin Şarkısı (2014) için oyuncu, müzisyen Teoman Kumbaracıbaşı ile çocuk şarkıları albümü hazırlıyor. Polat, eşi, oğlu ve kedisiyle birlikte İstanbul'da yaşıyor.

Öksüzler Treni / Christina Baker Kline (Arkadya Yayınları)


Öksüzler Treni

Christina Baker Kline

Bazen içinizdeki çocuk geçmişinizde hapsolur ve siz o çocuğu kurtarmak için tüm umutlara sımsıkı sarılırsınız...

Binlerce çocuk düşünün, ya ailesini hiç tanımamış ya da ailesini kaybetmiş. Kimsesiz çocukları düşünün, gülen gözleriyle size bakan. Tek istedikleri sıcak bir yuvayken, tek umutları ise onları bilinmeyen geleceklerine taşıyan Öksüzler Treni'dir.

1929 yılı Amerika'sında Vivian Daly de o trende yolculuk eden çocuklardan sadece biridir. Küçük yaşta hayatın zorluklarıyla karşılaşan Vivian, bir şekilde kaderin yön vermek zorundadır. Bunu gerçekleştirme gücünü de ona nereden geldiğini hatırlatana aile yadigarı kolyesinde bulacaktır...

On yedi yaşındaki Molly Ayer, son şansını da tüketmek üzere olduğunun farkındadır. Ona bakmakla yükümlü olan aileyle arası iyice açılan Moll'nin tek şansı, kamu hizmeti adına doksan bir yaşındaki yaşlı bir kadının çatı katını temizlemeye bağlıdır. Molly bu işi gönülsüzce yapacak olsa da aslında o yaşlı kadınla ne kadar çok ortak yönleri olduğunu yaşayarak öğrenecek ve geçmişte hapsolan ruhlarını özgür bırakma yollarını onunla birlikte keşfedecektir.

Öksüzler Treni ikinci şansları, beklenmedik dostlukları ve bizi kim olduğumuzu keşfetmekten alıkoyan sırları barındıran muhteşem bir roman.

"Sürükleyici... Bir eve ait olma hissini arayan iki kadının yürek burkan hikayesi"

Publishers Weekly

26 Eylül 2014 Cuma

Ahlaki Olan ve Olmayan / Brigitte Labbé - Çıtır Çıtır Felsefe (Günışığı Kitaplığı)


Günışığı Kitaplığı'nın en sevdiğim kitaplarından Çıtır Çıtır Felsefe serisinin yeni kitabı çıktı!

Ahlaki Olan ve Olmayan 
Brigitte Labbé

Her yaştan milyonlarca okurun hayranlığını kazanan "Çıtır Çıtır Felsefe" dizisinden 26. kitap!

Vicdan olmadan ahlak olur mu?

Felsefeyi günlük yaşamdan zengin örneklerle buluşturarak çocukların yaşamlarına yerleştiren "Çıtır Çıtır Felsefe" dizisinin 26. kitabı, birlikte ve özgürce yaşayabilmemiz için ahlak ve vicdan kavramlarını tartışıyor. Dizinin yaratıcısı Brigitte Labbé, kötü olduğunu inandığımız ama yasalarla ve kurallarla yasaklanmayan şeyleri yapmıyorsak, bunun nedeninin insana özgü ahlak bilinci ve vicdan olduğunu anlatıyor; yüzyıllardır tartışma konusu olan etik meselesini bir çocuğun anlayabileceği sadelikte aktarmayı başarıyor.
"Kendine yapılmasını istemediğin şeyi, başkalarına yapma" yaklaşımından yola çıkarak ahlakın evrenselliğini açıklayan kitap, hem sınıf hem de aile içi okumalar için ideal.

Bir şeyin asırlardır yapılagelmesi, o şeyin iyi olduğu anlamına gelmez. Töreler, gelenekler, inanışlar, alışkanlıklar hiçbir şeyi kanıtlamaz. Hatta kimi zaman aklı uyutabilirler. Bugüne kadar hep yapılagelen şeyleri, hiç sorgulamadan tekrarlamam tehlikesiyle karşı karşıya kalırız...İşte bu yüzden, birlikte ve özgürce yaşamak için hepimizin, içselleştirilmiş ahlaki kurallara ihtiyacı var.

Brigitte Labbé'nin düşünmeye davet eden özgürlükçü yaklaşımı ve güçlü anlatımı kadar, Jaques Azam'ın karikatür tadındaki renkli resimleriyle de benzersiz "Çıtır Çıtır Felsefe" dizisi, çeşitli ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de birçok okulun en çok önerdiği kitaplar arasında yer alıyor. Yaşamı ve dünyanın işleyişini anlamaya çalışan çocuklara yardımcı olacak temel sorularla kurgulanan kitaplar, farklı bir kavramı, günlük yaşamda sıkça karşılaştığımız örnek olaylarla öyküleştirerek tartışıyor. Dizi, öğretmenler ve anne babalar tarafından da severek okunuyor.

Bu seriyi bence tüm anne-babalar edinmeli çocukları için.

24 Eylül 2014 Çarşamba

Kömür Karası Çocuk / Müge İplikçi (Günışığı Yayınları)


Çağdaş edebiyatımızın duyarlı yazarı Müge İplikçi, çocuk ve gençlik edebiyatındaki özgün verimini zenginleştiriyor.

Göçmen bir çocuğun özgürlük müziği...

Yetişkinler ve gençler için yazdığı kitaplar kadar, Uçan Salı ve Acayip Bir Deniz Yolculuğu adlı resimli kitaplarıyla da sevilen ödüllü yazar Müge İplikçi, bu kez çocuklara usta işi bir roman armağan ediyor. Kendini annesiyle birlikte Türkiye'de bir göçmen evinde bulan Salif'in öyküsü, müziğin iyileştirici gücünü, göçmenliği ve dayanışmayı çocuk gözünden, dilinden aktarıyor. Zor bir konuyu, çocukların duygu dünyasını zedelemeden, çocuğa göreliği gözeterek anlatmayı başaran yazarın, komik sahnelerle, ilginç karakterlerle ve klasik müziğin önemli bestecilerinden birinin metne yayılan varlığıyla kurguladığı öykü, keyifli bir okuma vaat ediyor. Sanatçı Huban Korman'ın desenleriyle canlanan kitap, her yaştan okuru, görmezden gelinen yaşamlar üzerine düşünmeye davet  ediyor.

Nehirleri ve göğü ışıkla parlayan bir ülkeden Türkiye'ye gelen Salif için hayat, her gün bilinmezlerle doğar. Ayrı düştüğü müzisyen babasını özlemle beklerken, mahallenin okul orkestrasında bulur kendini. Oysa, gerçek bir adresi, okul kaydı yoktur. Üstelik mahalleli bu koyu tenli yabancılara hiç de iyi davranmamaktadır. Müziğin insanları birleştirdiği büyülü anlarla, Salif'in yaşamındaki hüzünlü anlar birbirine karışır. Salif, sevdiklerine kavuşabilecek midir?..


22 Eylül 2014 Pazartesi

Mutlu Olma İhtimalimiz / Freud (Zeplin Kitap)


Psikoloji her zaman ilgimi çeken bir konu olmuştur.
Şimdiki aklım olsa, psikoloji okurdum üniversitede.
Eh artık o aşamayı geçtiğimize göre, ben de kendimce okuyarak bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum bu konuyla ilgili.
En çok okumak ve anlamak istediğim kişi de Freud, onun hayatı ve çalışmaları. Ama tabii bu da öyle kolay değil. Freud'u ve eserlerini anlamak... Tamam kitaplarını alıp okuyorsunuz ama tam anlamıyla anladığınız söylenemez. Çünkü konuyla ilgili temeliniz yok, eğitimini almamışsınız.
Ancak ben ısrarla Freud'la ilgili bir kitap gördüğümde alıp okuyorum. Umarım günün birinde hepsini anlayacak kıvama geleceğim :)

Geçtiğimiz günlerde Zeplin Kitap'tan bir kitap çıktı, Mutlu Olma İhtimalimiz. Freud'a ait aforizmalardan oluşan kitap benden kaçar mı, tabii ki kaçmaz! Hemen alıp okudum, zaten incecik, 67 sayfa.

Freud'un sözü üzerine söz söylenir mi? Asla! Çok beğendiklerimin altını çizmiştim, sizinle paylaşmak isterim:

- Psikiyatri, insanlara kanepede uzanırken kendi ayakları üzerinde durabilmeyi öğretme sanatıdır.

- Tıpkı ihtiyatlı bir iş adamının tüm sermayesini bir işe yatırmaktan kaçınması gibi, aklımız da mutluluğu tek bir kaynaktan beklemememiz konusunda bizleri uyarır.

- Özür dilemek, senin haksız olduğun, karşı tarafın haklı olduğu anlamına gelmez. Verdiğin değerin egondan yüksek olduğunu ifade eder.

- İsmini unuttuğunuz kişi hakkında muhakkak olumsuz bir düşünceniz vardır.

- Bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinizde ilk vazgeçeceği kişi siz olursunuz.

- Bir insan bir yere bakıyorsa orada ilgilendiği bir şey vardır. Bir insan bir yere hiç bakmıyorsa orada ilgilendiği bir şey kesinlikle vardır.

İşte böyle tespitleri var Freud'un, ne diyebiliriz ki, insanları nasıl analiz etmiş!Tam isabet!

17 Eylül 2014 Çarşamba

Son Adım Aşk / Kimberley Fisk (Martı Yayınları)


Martı Yayınları birbirinden güzel kitaplar çıkarmaya devam ediyor.
İşte onlardan biri:

Bir Adım Sen Bir Adım Ben Son Adım Aşk 

Yazarı: Kimberley Fisk

İki kayıp ruh tek bir aşkta buluşursa...

"Jenny, dokuz ay önce ölen nişanlısıyla birlikte kurdukları taşımacılık şirketinin sahibi genç bir kadındır. Nişanlısı Steven'ın yasını tutan Jenny bir süredir kötü giden işleriyle de ilgilenememektedir. Bu sırada ortaya çıkan Jared adında gizemli bir adamın beklenmedik talepleri kadının hayatını alt üst etmenin eşiğine getirir. Ölen nişanlısının arkadaşı olan Jared, şirketin kuruluşu sırasında verdiği yüklü miktarda borcu geri istemektedir.

Jenny oldukça zorlu bir süreçle karşı karşıyadır çünkü Jared bir yandan genç kadının sahip olduğu her şeyi elinden almaya gelmiş bir düşman, diğer yandan Steven öldüğünden beri ilk kez kalbinin aşkla çarpmasını sağlayan etkileyici bir adamdır. Acaba düşmanca başlayan bu ilişkinin büyük bir aşka dönüşmesi mümkün olabilecek midir?"

Okuyalım bakalım nasılmış...

16 Eylül 2014 Salı

Abisler'in Çağrısı / Danielle Martinigol (100Dünya 3. Kitap)


On8 Kitap'tan yeni kitap!

Abisler'in Çağrısı / Danielle Martinigol (100Dünya 3. Kitap)

Sana benzemeyen her şey düşmanın mıdır?
"100Dünya" üçüncü kitapla sona eriyor!

Aëla, stazın gidişatında bir sorun hissetti.
"O da ne?" diye sordu endişeyle.
Kim demeliydin...
"Orada biri mi var?" diye mırıldandı şaşkına dönen Aëla.
Samanyolu'ndan yaklaşık 30 bin ışık yılı uzaktaydılar. İnsan topluluğunun alışılageldik rotalarından kim bu kadar uzaklaşmış olabilirdi ki?
"Bizi mi arıyorlar?"
Bizi buldular...
"Orada..." dedi.
Evet. Görüyorum.
"Kim o?" 
İnsan değil.

"100 Dünya"da nesil yükselirken, Maguelonne'ların tarihine gömülmüş keşifler su yüzüne çıkıyor. Efsanevi inci Melvin Meguelonne, Abis'i Jiu-kam'la nerelere yolculuk etmişti. Başkadeniz'İn efsanevi uzaygemileri Abisler, başka galaksilerle iletişim halinde mi? Başkadeniz, başka hangi sırları saklıyor?

Başkadeniz'e ilişkin gizemlerle çalkalanan 100Dünya Konfederasyonu'nda  kuşku, yerini paranoyaya bırakıyor. Konfederasyon, silahlı güçlerini devreye soktu bile. Medya ise haber peşinde, kitlelerin algılarını acımasızca yönetiyor. Bu arada, galaksinin kaygıyla izlediği, başına buyruk Kara Abis, incisi Aëla Meguelonne'la birlikte herkese ter döktürüyor. Sonu gelmez bir kaosla mücadele eden Meguelonne Ailesi'nde aşk, bu kez hiç beklenmedik bir kıskançlığın çengelinde. Bilimkurgunun sevilen kalemi Danielle Martinigol'ün ünlü üçlemesi "100Dünya", yüreklerde iz bırakan bir finalle sonlanıyor.

1949'da Fransa'nın Burgonya kentinde doğan Danielle Martinigol, büyükbabasından ona kalan bilimkurgu kitaplarıyla tanıştığı on bir yaşından bugüne, türün tutkulu bir hayranı oldu. Beaune ve Dijon'da eğitim gördükten sonra çağdaş edebiyat üzerine yüksek lisans programını tamamladı. Öğretmenlik yıllarında Hachette için pedagojik dosyalar hazırladı. Öğretmenlere bilimkurgu okuma ve yazma üzerine dersler verdi. L'Or bleu (Mavi Altın,1989), Les Soleils de Bali (Bali'nin Güneşleri,1993) ve çok sayıda ödül alıp büyük okur kitlelerine ulaşan Les Oubliés de Vulcain (Vulcain'de Unutulanlar,1995) adlı bilimkurgu romanlarını, iki çocuğunu ve öğrencilerini düşünerek kaleme aldı. Kim Aldany takma adıyla ve Alain Grousset'yle birlikte Les-Mange-Forets'yi (Orman Yiyiciler,1994) yayımladı. Bu kitabın başarısı "Kerri et Mégane" (Kerri ve Mégane) dizisini doğurdu. Martinigol, aynı zamanda fantastik dizi "Lumina"nın da (2000) yaratıcılarındandır. İnsanların koloniler halinde galaksiye dağıldığı bir geleceği kurgulayan "100Dünya" üçlemesinin ilk kitabı 100Dünya'nın Gizli Yüzü (Les Abimes d'Autremer,2001) 2002'de Grand Imaginaire Gençlik Romanı Ödülü'nü, 2003'teyse Chronos Ödülü'nü kazandı. Üçlemenin ikinci kitabı Başkadeniz'e Dönüş'ü (L'Envol de l'Abime,2004) Abisler'in Çağrısı (L'Appel des Abimes,2005) izledi. Martinigol'ün, Edgar Allan Poe'nun öykülerine yorumlu alıntılarla yer verdiği Histoires Terribles (Korkunç Öyküler) adlı öykü kitabı 2013'te yayımlandı. 

11 Eylül 2014 Perşembe

Erteleme Sanatı / John Perry


Her zaman beğendiğimiz kitapları yazacak değiliz ya, beğenmediklerimizi de yazalım , belki birilerine fikir verir :)

Kitapçıda bu kitabı gördüğümde çok ilgimi çekmişti, mutlaka alıp okuyayım diye düşünmüştüm. Ama okudum ve pek de beklediğim gibi bulmadım.

Amerikalı bir felsefeci ve aynı zamanda "Sistematik Erteleme" makalesinin yazarı olan John Perry tarafından yazılan kitap ilk anda size çok şey vaat ediyor. Çünkü kitabın alt başlığı "Oyalanma, Savsaklama ve Kaytarma Rehberi". Hani sanki bu kitabı okuyunca, bunları etrafa çaktırmadan nasıl yapacağınızı öğrenecekmişsiniz gibi. Ben de bu amaçla mı aldım bu kitabı? Evet, itiraf edeyim biraz öyle... Oysa ki kitap, bence, ertelemeye farklı bir açıdan bakmayı anlatıyor. 

"Sistematik erteleme, kişinin gereken işleri bu olgudan faydalanacak şekilde yapılandırmasıdır. Aklınızda - belki de, not aldığınız bir yerde- sonuçlandırmak istediğiniz işlerin önem sırasına göre bir listesi bulunur. Bu listeye öncelikler listesi bile diyebilirsiniz. En önemli ve acil görünen işler en üstte yer alır. Fakat listenin alt sıralarında da yapılmaya değer işler bulunur. Bu işleri yapmak, listenin üst sıralarındaki işlerden kaçınmanın bir yoluna dönüşür. Buna benzer bir iş yapısı sayesinde erteleyici faydalı bir yurttaş olur. Hatta benim gibi çok iş kotaran biri olarak nam bile salabilir..."

"...Bana göre mükemmeliyetçilik ertelemeye yol açıyor. Mükemmeliyetçi olduğumu düşünmediğim için bu ikisi arasındaki bağlantıyı görmem zaman aldı. Birçok erteleyici, mükemmeliyetçi olduğunu fark etmez...."

Yani yazar, erteleyenleri bugüne dek iyi gözlemlemiş (söylediğine göre, kendisi de bir erteleyici)  ve bunu farklı yönlerden ele almış. Ama sonuç? 
Kitabı bitirdiğimde  "Eee?" dedim kendime. 

Kitabın en sevdiğim yeri, en başında yer alan Mark Twain'in sözü:
"Bugünün işini yarına bırakma, mümkünse ertesi güne bırak."

Kitabın arka kapak yazısı şöyle:

"İyi haber: Artık her şeyi ertelediğiniz için kendiniz kötü hissetmek zorunda değilsiniz. Dünyada ertelemeyi bir yaşam biçimi haline getirmiş sizin gibi çok insan var ve bu insanlar aslında pek çok şeyin altından kalkıp gayet de başarılı olabiliyorlar.

John Perry de parlak ve esprili bir üslupla yazılmış bu kitapta, ertelemenin bir kusur değil, aksine faydalı bir şey olduğunu, hatta bir 'sanata' dönüşebileceğini gösteriyor.

Siz de teslim tarihleriyle arası iyi olmayan, hemen işe koyulmak yerine kaytarmayı seçen, faturaları ödemek internette gezinen veya önemli işler dururken sürekli başka şeyler icat eden biriyseniz, bu kitap hayatınızı değiştirebilir. Burada önerilenleri yapmayı ertelemek ise en doğal hakkınız..."

Siz bilirsiniz, tercih sizin :)

5 Eylül 2014 Cuma

Günışığı Kitaplığı / Dört Kozalak


Dört Kozalak / Karin Karakaşlı

Ödüllü koleksiyon "Köprü Kitaplar" ın 17. kitabı, Karin Karakaşlı'dan.

Sınav yolunda koşanlar, yaşam yolunda tökezleyenler...

Editörlüğünü Semih Gümüş'ün üstlendiği, 2010 Mehmet Fuat Yayıncılık Ödülü'yle taçlanan "Köprü Kitaplar" dizisinin 17. kitabını, edebiyatımızın duyarlı kaleminden şair Karin Karakaşlı yazdı. Karakaşlı, farklı kültürel ortamlarda büyüyen dört genci bir araya getirdiği romanında, sınav kaygısının genç bireyleri nasıl etkilediğini duygu dolu, yalın bir dille anlatıyor. Başarmaları gereken bir sınavın yanı sıra, hayatta yürüyecekleri bir yol da oluşturmaya çalışan gençlerin, kültürel ve toplumsal farklılıkları anlamlandırma çabaları ve dayanışmayla her türlü ön yargıyı, zorluğu aşma azimleri romanın güçlü duygu dünyasını düşünsel unsurlarla zenginleştiriyor. Çağdaş Türk edebiyatının özgün yazarlarını çocuklarla ve gençlerle buluşturan "Köprü Kitaplar" koleksiyonunun 17. konuğu Karin Karakaşlı'nın bu romanı, gençler, öğretmenler ve aileler için, birlikte çıkabilecekleri bir edebi yolculuk şansı.

Üniversite sınavları yaklaşmaktadır; bambaşka kültürel ve sosyal aile yapılarında büyüyen dört gencin yolu, iki genç öğretmenin evinde kesişir. Her yıl seçtikleri "özel" öğrencileri sınavlara hazırlayan öğretmenlerle bir yandan ders çalışırken, bir yandan da yaşama ilişkin sorularına cevap arayan gençler, gerçek bilgi üzerine kafa yorar ve dostluğun gücünü keşfederler... 


Karin Karakaşlı, İstanbul'da doğdu. Sankt Georg Avusturya Lisesi'ni ve Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Mütercim Tercümanlık Bölümü'nü bitirdi. Kültür sanat sayfası editörü olarak çalıştığı Agos gazetesinde yazı işleri müdürlüğü yaptı. Günlü yaşamdan süzdüğü çoğu hüzünlü öyküleri, incelikli bir anlatımla kaleme alan Karakaşlı'nın, öykü kitaplarının yanı sıra bir romanı, köşe yazılarını topladığı bir deneme kitabı ve şiir kitapları yayımlandı. 1994 Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması'nda üçüncülük, 1995 Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması'nda birincilik kazanan Karakaşlı, 1998 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü'ne de değer görüldü. Bütünüyle gözden geçirilerek Günışığı Kitaplığı tarafından yeniden yayımlanan gençlik romanı Ay Denizle Buluşunca, 1997 Bu Yayınevi Roman Yarışması'nda mansiyon almıştı. Çocuklar için yazdığı ilk kitap olan Gece Güneşi, yine Günışığı Kitaplığı tarafından yayımlanan Karakaşlı, İstanbul'da yaşıyor, Agos'ta yazıyor.

2 Eylül 2014 Salı

Can Yayınları / Yeniler

Ketum kahraman / Mario Vargas Llosa

"Bu ülkede küçük de olsa bir uygarlık alanı yaratmak olanaksız," diye geçirdi aklından. "Barbarlık her şeyi önüne katıp sürüklüyor." Karamsarlığa kapıldığı zamanlarda yaptığı gibi yine,gençliğinde gidip başka ülkelerde kendine bir yaşam kurmak yerine, burada, Lima denen bu korkunç şehirde kalmaya karar vermekle ne kadar yanlış yapmış olduğunu düşündü.

Peru'da iki şehir ve iki patron. Başkent Lima'da sigortacı Ismael Carrera, taşra güneşinin altında kavrulan Piura'daysa nakliyeci Felicito Yanaqué.

Bir tarafta Felicito'nun, kapısına sıkıştırılan örümcek imzalı haraç mektubuna meydan okumasıyla değişen hayatı. Diğer taraftaysa ikinci baharının zirvesindeki Ismael'in ailevi antikalıkları yüzünden kabağın, sadık dostu ve şirketinin yöneticisi Don Rigoberto'nun başında patlaması. Tam da emeklilik hayalleri kurarken...

Mario Vargas Llosa, Don Rigoberto'nun Not Defterleri, Üvey Annaye Övgü, And Dağlarında Terör ve Palomino Molero'yu Kim Öldürdü romanlarından karakterlerle renklendirdiği, sürükleyiciliğiyle arkası yarınlara taş çıkaran bu kitabında dalaverenin evrenselliğini bolca tebessümle gözler önüne seriyor.


1913 Fırtınadan Önce / Florian Illies

1913: Başlangıç ile sonun, zafer ile melankolinin iç içe geçtiği ve her şeyin sanata dönüştüğü bir tarih. Hiçbir şeyin bir daha eskisi gibi olmayacağı bir dönüm noktası. Eşi benzeri olmayan, muazzam bir yıl. Felice'nin aşkıyla çılgına dönen ve daha bir kez öpüşmemişken darağacına onunla beraber yürümenin hayalini kuran Kafka; kayıp zamanın izinde sürüklenen Proust; asi öğrencisi Jung'la bozuşan Freud; Trieste'de aynı gün cappucino içen Kafka, Joyce ve Musil; Rodin'le tartışan ve nezle olup mızmızlanan Rilke...

"Bütün merakım her zaman çöküştü, galiba ilerlemeye ilgi duymaktan beni alıkoyan da bu", diyen Thomas Mann gibi istisnasız herkesin çöküşten bahsettiği, yine de kimsenin avangard yaşamların bir gecede yok olup yerini kan ve baruta bırakacağına ihtimal vermediği hareketli bir yıl 1913. Oysa bilinen dünya, sona doğru yaklaşırken çöküş gerçekten de yakındır. Çok değil, bir yıl sonra takvimler 1914'ü gösterdiğinde, çöküşü çoktan ilan edilen dünya yine de sapasağlam yerinde dururken çalacaktır Büyük Savaş'ın boruları.

1913: Fırtınadan Önce'de Florian Illies, Birinci Dünya Savaşı'nın arifesinde, geri dönüşü olmayan felaketlere gebe bir geçiş döneminin portresini ustalıkla çiziyor. 1913: Fırtınadan Önce, uzun 19. yüzyılın ardından, savaşların ve aşırılıkların çağı olarak tarihe damgasını vuracak kısa 20. yüzyılın ilk büyük krizinin eşliğinde sanata, edebiyata ve kültüre dair gösterişli bir kitap.


1 Eylül 2014 Pazartesi

Mavibulut Yayınları'ndan yeni kitaplar!

Çocuklar çok şanslı! Piyasada çok güzel çocuk kitapları var ve her gün bunlara yenileri ekleniyor.

Konu çocuk kitapları olunca, en sevdiğim yayınevlerinden biri olan Mavibulut, yeni kitaplar çıkarmış, mutlaka bakın!


Konuşan Köpek / Michael Rosen

"Evde köpek beslemeyi düşünen herkesin okuması gereken bir kitap. Yazar, köpek (herhangi bir evcil hayvan olarak da düşünülebilir) besleme konusunu tersyüz etmiş ve bizi bir de köpeğin bakış açısından bakmaya davet ediyor. Tuğçe ve annesi hayvan barınağına gidip kendilerine bir köpek seçmiyorlar; hayvan barınağına gidip, bir mülakata katılıp köpek tarafından seçiliyorlar. Aralarında yaşanan diyaloglar ise hem eğlenceli hem dikkat çekici."


Garklayan Gamze / Michael Rosen

"Kitap, toplumda pek de hoş karşılanmayan bir eylemi merkezine almış: geğirmek!Kahramanımız bu eylemi öyle bir dönüştürüyor ki siz onun kınama, ayıplama gibi durumlarla karşılaşacağını düşünürken o, insanların sevgisini ve hayranlığını kazanıyor. Bu durum toplumsal davranışları sorgulama yönünde fikir verebilir okura..."


Pırtlayan Balık / Michael Rosen

Bu kitapta da benzer bir durum söz konusu fakat bu kitapta eylemi gerçekleştiren kahraman, bir balık. Kitap, balığın 'yetenekleri' sayesinde ünlü oluşunu konu alıyor. Fakat günün birinde yeteneğini kaybediyor. Ancak sahibi Ezgi balığını sevmeye devam ediyor."


Sandalda Bir Çocuk ve Bir Ayı / Dave Shelton

"Dave Shelton ve editörü David Fickling bir ilk kitap olan Sandalda Bir Çocuk ve Bir Ayı ile Branford Boase Ödülü'nü aldılar. Bronford Boase Ödülü yazarı ve editörü aynı anda ödüllendiren, yeni yazarların ortaya çıkmasında editörün önemini vurgulayan bir ödül.

Shelton ilk adımını atan bir yazar için editörün çok önemli olduğuna vurgu yaparak 'Yüzüstü düşer miyim korkusunu ciddi ciddi yaşıyordum' dedi. 'Ama David Fickling'in nazik editörlüğü neyse ki dengede kalabilmemi sağladı.'

Fickling'e göre kitap insanı alıp götürüyor; insan ilişkileri ve sevgiyle yüklü. 'Karakterleri tanıyorsunuz ve onlarla çatışıyorsunuz, tıpkı ailenizle olduğu gibi' diyor. Ayı sinir bozucu, çocuk da...Ama bir süre sonra onlarla birlikte buluyorsunuz kendinizi. Onlarla birlikte olmak istiyorsunuz zaten ve bunun hiç bitmemesini de...Ama sonuçta bu bir kitap işte...Bitiyor...

Seçici kurul adına konuşan Guardian'ın çocuk kitapları editörü Julia Eccleshare Sandalda Bir Çocuk ve Bir Ayı'nın epey güçlü bir aday listesi içinden öne çıkmayı başardığını söylüyor. 'Seçici kurul üyeleri bu kitabın orijinalliğini, öyküsünü benzersiz bir tarzda anlatışını sevdi.' Ve ekliyor: 'Hepimiz daha önce böyle bir şey okumadığımız konusunda hemfikirdik.'




25 Ağustos 2014 Pazartesi

Beni Bulun / Michelle Knight (Martı Yayınları)


"Ne zaman bir kelebek görsem, hayatın gerçekten ne kadar değerli olduğunu tekrar hatırlıyorum. Tırtıldan güzel bir kelebeğe dönüşebilmek, özgürce ve mutlu bir şekilde nereye istiyorsan oraya uçabilek. Sana ne yapman gerektiğini söyleyen birileri olmadan yaşamak. Ben de hiçbir endişem, kaygım, acım olmadan; hiçbir şey için gözyaşı dökmeden özgürce uçacağım günü bekliyorum. Sadece mutlu olmak istiyorum. Güzel kelebeklerinki gibi özel bir gün yaşamak istiyorum. İçimde hüzün olmasın istiyorum."

Öyle bir kitap okudum ki, nasıl anlatacağımı bilmiyorum.

Michelle Knight. Ailesinden sevgi görmeden büyümüş, evden kaçıp sokaklarda yaşamış, çocuk denecek yaşta hamile kalıp anne olmuş ve bakamadığı için çocuğu elinden alınmış. Tüm bu yaşadıkları yetmiyormuş gibi, 2002 yılında, çocuğunu görmeye gitmeye çalışırken, sapık bir adam tarafından kaçırılmış ve tam 11 yıl boyunca (dile kolay, 11 gün değil, 11 yıl) o adamın tecavüz ve işkencelerine maruz kalmış. Öyle pis bir ortamda, öyle şeyler yaşamış ki, okurken insanın yüreği dayanmıyor; acaba kadın nasıl dayanmış diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz.

Sonrasında adam iki kadını daha kaçırıp aynı eve kapatmış ve bu üç kadın aynı evde 11 yıl tutsak edilmiş, iğrenç şeyler yaşamış. 2013 yılında kurtulmuşlar ve bu olay dünya çapında yankı bulmuş. Ben böyle bir olay duyduğumu hatırlamıyorum ama kitabı bitirdikten sonra internetten araştırdım, bir sürü habere rastladım.

"Eve dönüşümü kutlamak istiyorum, cenazemi görmek değil. Söylemek ve yapmak istediğim hala çok şey var. Hayat, yanlış yaşamak için çok kısa... Bugünden sonra her iyi olanı kucaklayacak ve her kötü şeyi bozacağım. Bir hayat için yeterince kötülük gördüm. Şimdi hayatımda iyi şeylerin olmasını ve endişelenmeden yaşayabilmeyi istiyorum. Sevdiğim insanlarla yaşamak, sonsuza dek onların gülümsediklerini görmek ve 'benim' diyebileceğim bir ev istiyorum, hapishane değil. Başarısız ve yıkılmış olabilirim ama bu sadece başım dik ve gururum kırılmış bir şekilde yeniden ayağa kalkabilek için. Sadece bu kabusu kalbim atarak, ruhum çalınmamış ve yara almamış bir şekilde atlatmak için."

Kadınların, erkeklerin, herkesin okuması gereken bir kitap çünkü gerçek bir hikaye var, hepimizin başına gelebilecek bir hikaye...

22 Ağustos 2014 Cuma

Postayla Gelen Deniz Kabuğu / Behiç Ak


Uluslararası üne sahip yazar, karikatürcü Behiç Ak'tan dijital bağımlılıklar üzerine mizah dolu bir çocuk romanı!

Dijital dünyanın labirentlerinden çıkış mümkün mü?

"Gülümseten Öyküler" ve "Tombiş Kitaplar" dizileriyle çok sevilen mizah ustası, yazar Behiç Ak, teknolojinin gündelik yaşamlarımıza etkisini irdelediği Yaşasın Ç Harfi Kardeşliği! kitabının ardından, yine gülümseten bir eleştiri yapıyor. Anı yaşmak ve hissetmek yerine, o anı teknolojik araçlarla kaydedip arşivleyen Sude'nin sanal dünyaya tutkusunu anlatan roman, ilginç karakterleriyle de dikkat çekiyor. Yazar, desenleriyle etkileyici bu romanında, bir yandan çocukların doğadan kopması üzerine, bir yandan da dijital ilişkiler nedeniyle değişen aile ve arkadaşlık ilişkileri üzerine düşündürüyor. Çocukların, içine doğdukları dijital ortamlara ilişkin farkındalık kazanmalarını sağlayan roman, günümüz dünyasını anlamaya ve gelecek için öngörülerde bulunmaya davet ediyor. Her yaştan okur için keyifli bir okuma ve mizah dolu desenleriyle keşif dolu bir yolculuk.

Pandomimci babasının ve avukat annesinin yoğun iş yaşamları, Sude'nin ailesiyle paylaştığı saatleri iyice azaltmıştır. Arkadaşının önerisiyle bir tablet bilgisayar edinen Sude, kısa bir süre içinde, sanal dünyanın parçası olup çıkar. Sıkılmadan oyalanıyor, üstelik her an ulaşılabiliyor diye, onun yeni ilgisini olumlu bulan ailesi, zamanla Sude'nin aşırı tutkusundan endişelenmeye başlar. Annesi kızını "kurtarma" operasyonuna girişir. Sude dijital labirentten kurtulabilecek midir?

Behiç Ak, Samsun'da doğdu; İstanbul'da mimarlık öğrenimi gördü. 1982'den bu yana Cumhuriyet gazetesinde bant karikatür çiziyor. Çocuk kitabı yazarlığı ve çizerliği, tiyatro oyunu yazarlığı ve sanat yönetmenliğinin yanı sıra belgesel film alanında da çalışması olan sanatçının resimli çocuk kitaplarından, ödüllü Yüksek Tansiyonlu Çınar Ağacı'nın aralarında bulunduğu bazıları, Japonya'da yayımlandı. Bunlardan Benim Bir Karışım ve Bizim Tombiş Taştan Hiç Anlamıyor "Tombiş Kitaplar" adı altında Günışığı Kitaplığı tarafından özgün tasarımlarla yenilendi. Sanatçı son olarak bu diziye yepyeni bir kitap ekledi: Bizim Tombiş Fiyonk Makarnayı Çok Seviyor. "Gülümseten Öyküler" adı altında yazıp çizdiği kitaplar her yaştan okurun büyük ilgisini topluyor. Karikatür Kitabı Günışığı Kitaplığı'nın, sanatçının 30 yıllık karikatür birikimini çocuklara sunduğu özel bir albüm. Çocuk romanı Yaşasın Ç Harfi Kardeşliği!'nin ardından Postayla Gelen Deniz Kabuğu ile sosyal medya ve dijital dünyanın yaşamlarımızdaki etkisine dikkat çeken Behiç Ak, İstanbul'da yaşıyor.

15 Ağustos 2014 Cuma

Romantik İroni / Tuba Akyol


Tatile gidecekseniz ve orada deniz kenarında güneşlenirken okumak için bir kitap mı arıyorsunuz? Evet, tam yerine geldiniz!

Nar Kitap'tan Sevgili Tuba Akyol adıma imzalı kitabını gönderdiğinde çok hoşuma gitti. Çok güzel düşünülmüş bir jest bence!
Kitabı alır almaz okuyamadım ama  gözümün önünden ayırmadım, yakında okurum diye. Geçen hafta izinliydim ve evdeyken başladım, iki günde de bitirdim. Öyle eğlenceliydi ki, illa ki okumanız tavsiye olunur!

Kitapta Banu adında bir kadının yaşadıkları anlatılıyor. Daha çok "günlük" havasında yazılmış.İş hayatı, sevgilisi, arkadaşları her şeyi paylaşıyor bizimle. Öyle de tatlı bir dille paylaşıyor ki, su gibi okuyorsunuz.

Kitabın arka kapak yazısı şöyle:

"Mutlu Sonlardan Sonra Ne Olur?

İş yolu biraz engebeli: Dubai'den Diyarbakır'a, Moskova'dan Urfa'ya, Cape Town'dan Van'a yollar...

Aynı evde hayat biraz dalgalı: Mutlu günler, o kadar da mutlu olmayan günler; kavgalar, barışmalar, kahkahadan sessizliğe, meraktan şüpheye, özlemden umursamazlığa haller...

- Aidatı yatırdın mı?
- Hı hı.
Konuşunca barışmış sayıldık.

Maydanozun, şişme botların ve kullanma kılavuzları için kullanma kılavuzu yazılmasının faydaları, rüyalar ve oyunlar, gece hayatı ve sıkıntı, tembellik ve tembel fikirler üzerine, her şey ve hiçbir şey hakkında, sonu olmayan bir kitap.

Ayrılık sevginin değil, hayat karşısında artık yan yana, omuz omuza, el ele durma arzusunun bitmesi demek. Sevgiyi bitiren, nefrete dönüştüren, ayrıldıktan sonra ayrılamamak."

Hala tatile gitmeyen varsa, bu kitabı almadan gitmesin! Demedi demeyin!

14 Ağustos 2014 Perşembe

Sana Sarılırsam Korkma / Fulvio Ervas


"Bazı yolculuklar daha yola çıkmadan başlar. hatta bazen çok daha önce.
On beş yıl önce hayat,sevdiklerimle birlikte, tanıdık, rahat ve huzurlu bir şekilde akıp gidiyordu. Sonra birdenbire Andrea beni altüst etti, ceplerim boşaldı, kalbime açılan kapıların kilidi değişti. Her şey birbirine karıştı.
Bütün bunlar için birkaç kelime yetti: Oğlunuz muhtemelen otistik."

Oğluna 3 yaşında otizm teşhisi konulan bir baba, 18 yaşına gelen bu otistik oğlunu alıp ABD ve Latin Amerika'ya uzanan bir yolculuğa çıkar mı? Hangi anne baba böyle bir şeye cesaret edebilir?

Franco Antonello etmiş. Otistik oğlunu alıp Amerika'dan başlayarak ta Brezilya'ya kadar geze geze gider. Kitapta anlatılanlar da işte bu yolculukta yaşananlar. Aslında öyle güç bir iş ki yaptığı! Oğlu otistik, ne zaman ne yapacağı bilinmiyor. Tanımadığı insanlara sarılıyor ve karınlarına dokunuyor. Ve baba oğul tamamen plansız programsız bir yolculuğa çıkıyorlar.

Kitapta onların yolculuğunu okurken, diğer yandan da bir babanın oğluna olan sevgisini, onunla ilgili endişelerini, çabalarına tanık oluyorsunuz. Hani hep annedir ya çocuğunun etrafında dönen, onun için endişelenen, kendinden bile vazgeçen...İşte burada öyle olan kişi baba, anne değil. Bu yüzden, ben bu kitabı annelerden ziyade babalara tavsiye ediyorum, umarım okurlar...

Kitabın arka kapak yazısı şöyle:

"Andrea otistik bir genç. Ne zaman başlayacağı bilinemeyen bir fırtına gibi. Parmak uçlarında yürüyor. Nesneleri büyük bir titizlikle sıralıyor. Birini tanımak istediğinde sarılıp karnına dokunuyor. İnsanlardan uzak, paralel bir evrende yaşayan Andrea hastalığının esiri ve babası Franco da oğlu uğruna savaşan bir şövalye, yılmayan ve hayal kurmayı bırakmayan bir şövalye...

Yıllarca modern, deneysel ve alternatif tıp yöntemlerinin hepsini denediler. Şimdi farklı bir yolculuğa çıkıyorlar. Ne pusulaları var ne de yol haritaları belli. Amerika'yı motosikletle bir uçtan öbür uca kat edip Guatemala ormanlarının derinliklerine dalıyorlar. Normal kabul edilenin geçerliliğini yitirdiği, aslında kimin farklı olduğunun belli olmadığı bir üç ay. Bu yolculukta Andrea timsahları sevip garsonlara sarılıyor ve şamanlarla iletişime girip arkasında kağıt parçacıklarından izler bırakıyor. Bu destansı yolculuk macera dolu, zorlu, şaşırtıcı ve gerçek. Tıpkı Andrea gibi.

Oturup kendine acımak yerine harekete geçmek gerek çünkü hayat sürprizlerle dolu. Ve her şey her an değişim halinde. İnanın."

12 Ağustos 2014 Salı

Barış Odaları / Aslı Der

Günışığı Kitaplığı yazarlarından Aslı Der'in yeni kitabı çıkmış.


Barış Odaları / Aslı Der

İlk iki kitabı yüz binlerce çocuğa ulaşan Küçük Cadı Şeroks'un üçüncü macerası!

Barışı bir kral mı, bir çocuk mu kurabilir?

Felsefenin derinliğini fantastik edebiyata taşıdığı çocuk romanlarıyla çok sevilen Aslı Der, Küçük Cadı Şeroks'un üçüncü macerasıyla okurla buluşuyor. Dizinin ikinci kitabı Büyük Tuzak'la Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği (ÇGYD) tarafından 2007 Yılın En İyi Çocuk Romanı ödülüne değer görülen ve 2010 yılında Uluslararası Çocuk Kitapları Kurulu (IBBY) Onur Listesi'ne giren yazar, dizinin üçüncü kitabında barış ve uzlaşma üzerine düşündürüyor. Sorunlara konuşarak ve tartışarak çözüm aramanın, barışı birlikte kurmanın önemine değinen roman, fantastik unsurlarla iç içe felsefi metni, tempolu kurgusu ve siyah-beyaz desenleriyle keyifli bir okuma vaat ediyor. Birlikte yaşamanın evrensel sorunlarını ve deneyimlerini hassasiyetle öyküleştirirken, çocuklara, eğitimcilere ve ailelere keyifli bir okuma ve tartışma olanağı sunuyor.

Prens Hortim'in aniden ortadan kaybolduğu Masallar Ülkesi'nde uğursuz bir sis hızla yayılmaktadır. halkın sorunlarını, anlaşmazlıkları tartışıp konuşarak çözümlemek için kurulan Barış Odaları'nın yerini uzun süredir Prens almıştır. halk her derdini ona anlatmaya, çözümü de doğrudan ondan öğrenmeye alıştığından, prens ortada olmayınca huzursuzluk tırmanır. Sarayda işleri ele alan Prenses Foreri'nin prensi bulmakla görevlendirdiği Küçük Cadı Şeroks, hain bir oyunu bozabilecek midir?

Aslı Der, 1975'te İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi'nden mezun olduktan sonra Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü'ndeki eğitimini tamamladı. İngilizce ve Fransızcadan çeviriler yaptı. Kitaplarına felsefe eğitiminin derinliğini ve zenginliğini taşıyan yazarın ilk kitabı Küçük Cadı Şeroks'un ikinci macerası Büyük Tuzak, Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği (ÇGYD) tarafından 2007 Yılın En İyi Çocuk Romanı seçildi. Yazar, bu kitabıyla Uluslararası Çocuk Kitapları Kurulu'nun (IBBY) Onur Listesi'ne girdi. Son olarak Şeroks'un üçüncü macerası olan Barış Odaları'nı kaleme aldı. Fantastik çocuk romanları Tehlikeye 3 Yolculuk ve Kayıp Rüyacı'nın ardından ilk gençlik romanı Defne'yi Beklerken'i yazan Aslı Der, eşi ve iki çocuğuyla birlikte İstanbul'da yaşıyor.

3 Ağustos 2014 Pazar

Şifre / Martha Louise&Elisabeth Nordeng


"Çok büyük bir enerjik değişimin içinden geçiyoruz ve bu durum yaşadığımız hayatı sıradışı bir hale getiriyor. Bizi de etkileyen bu artan enerji akışı, hayatlarımızın değişmesine neden oluyor. Geçmişte bize önemli gelen bazı şeyler şimdi çok sıradan ve yüzeyseller. Hayatımızın her alanında, her zaman yapabileceğimizin en iyisini yapmak üzere koşullandırıldık. Şimdi ise, belki siz de bir değişime uğradınız. Hayatınızı sizin için anlamlı olacak şekilde, amacınıza uygun yaşamak istiyorsunuz. Ama bunu nasıl gerçekleştirebileceğiniz konusunda bir fikriniz yok. Belki spiritüel alanınızı çoktan açtınız bile, ancak her günkü yaşantınıza ugulamakta zorluk çekiyorsunuz. Spiritüel şifrenizi yeniden keşfetmek, bizim hayatlarımızı değiştirdiği gibi sizin de hayatınızı değiştirebilir."

Norveçkraliyet ailesinden Prenses Martha Louise ve melekler dünyası üzerine çalışmalarıyla tanınan Elisabeth Nordeng'in yazdığı bu kitap, spiritüel tarzda okumayı sevenler için birebir.

Kitap iki bölümden oluşuyor:
1.Spiritüel şifreye doğru
2.Spiritüel şifreniz aracılığıyla bağlantılar kurun

Birinci bölümde çakralar, fiziksel vücut, aura, spiritüel şifre ve spiritüel şifreyi keşfedin bölümleri yer alıyor. Bu bölümlerde kendinizi nasıl tanıyacağınız anlatılırken, buna yönelik egzersizler de veriliyor.
İkinci bölüm de kalbin kaynağı, yeryüzü, evren, hayattaki en iyi şey, melekler ve ayrılma başlıklarına ayrılmış ve yine meditasyonlarla zenginleştirilmiş.
En sonda ise, meditasyonlar için ipuçları verilmiş.

Kitabın arka kapak yazısı şöyle:
"Şifre, kişisel gücünüzü keşfederek hayatınızı değiştirebilmeniz için, yenilikçi meditasyon teknikleriyle yolunuza ışık tutan bir rehber niteliğinde. Spiritüel şifrenizi bularak kalbinizin kaynağına ulaşmak, ruhsal bir yolculuk yapmanızı sağlayacak. Böylece, koruyucu meleğinizin sevgisini hissedebilecek, kalbinizin gerçekte ne dediğini anlayacak ve kendi içsel gücünüzü keşfedeceksiniz.

Norveç kraliyet ailesinden Prenses Martha Louise ve melekler dünyası üzerind çalışmalarıyla tanınan Elisabeth Nordeng, öğrencilerinden ve müşterilerinden duydukları ilham verici hikayeler ile kendi kişisel tecrübelerini birleştirerek, kalbinizle, dünyayla, evrenle ve koruyucu meleğinizle nasıl bütünleşeceğinizi, içsel enerjinize nasıl ulaşacağınızı gösteriyor."

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Halkın İradesi / Jasper Kent (Can Yayınları)


JASPER KENT'İN BÜYÜLEYİCİ, ÜRPERTİCİ, ALKIŞLANASI TARİHİ VAMPİR DİZİSİ DANİLOV BEŞLEMESİ'NİN DÖRDÜNCÜ KİTABI

HALKIN İRADESİ

"Türkmenistan, yıl 1881. Gök Tepe Kalesi'nin zindanında bir tutsak var. İki yıldır bağlı olduğu sandalyeden kalkmamış, elli yıldan uzun süredir gün ışığı görmemiş biri. Şehir, Rusların kuşatması altında, çok geçmeden de düşüyor. Rus ordusundaki bir albay, çok özel bir nedenle burada bulunuyor. Albay Otrepyev kalenin mahzenine iniyor. Ne var ki, onun gelişi tutsak için özgürlük anlamına gelmiyor; albay sadece yeni bir zindancı, üstelik eski bir dost, yeni bir düşman. İkisi birlikte daha da eski bir düşmanla buluşmak için Rusya'ya dönüyorlar.

St. Petersburg'da başvampir Zimeyeviç, her zamanki gibi pusuda bekliyor. Çar. II. Aleksandr'a gücünün yetmeyeceğini biliyor ama yeni çareviç için durum farklı. Otrepyev tutsağı ona getirince, Zimeyeviç ihtiyacı olan her şeyi elde etmiş olacak. Geriye sadece çarın ölmesi kalıyor. Ne var ki Gök Tepe'den gelen yalnızca Otrepyev'le tutsağı değil. Peşlerinden gelen subay, ne çarı ne Otrepyev'i ne de Zimyeviç'i umursuyor. O kendi ailesinin intikamını almaktan başka bir şey düşünmüyor.

Bu arada çarın halka tanıdığı birtakım özgürlükler, halkın daha fazlasını istemesine yol açıyor; bazıları ise mutlak özgürlüğün diktatörün ölümüyle gerçekleşeceğine inanıyor. O inançla 1 (13) Mart 1881 günü Çar II. Aleksandr'a yaptıkları suikastle Rus tarihinde önemli yeri olan Halkın İradesi (Narodnaya Volya) örgütü, dünyadaki terörist örgütlerin ilk örneklerinden biri.

1812'de Rus tarihinin en kara dönemi sayılan Napoléon işgali sırasındaki gerçek olayları çarpıcı bir vampir öyküsüyle harmanlayarak başlayan 'Danilov Beşlisi', bir yandan Danilov ailesinin, diğer yandan Romanov Hanedanı'nın korkulu rüyası olarak tam yüz elli yıl sürüyor ve çarlığın düşmesi, Danilov ailesinin son üyesinin de o korkulu rüyayı bitirmesiyle sona eriyor. Beşlemenin dördüncü kitabı olan Halkın İradesi de diğerleri gibi bir solukta okunan sürükleyici bir roman."

100 Dünya'nın Gizli Yüzü


Engin okyanuslardan uzayın derinliklerine uzanan, ödüllü bilim kurgu üçlemesi başlıyor!

"Bir anda, on bin yolcunun gözüne siyah perde indi. Herkes asıldığı tutamağı bütün gücüyle sıkıyordu.Uzay gemisinin derinliklerinden hayvansı bir kükreme yükseldi. Sandiane manyetik akımın avuç içlerine battığını ve vücudundan aktığını hissetti. Uzay gemisinin akıl almaz donanımı, onları galaksinin bir ucundan diğerine ulaştırmak için uzayı ikiye katlarken, genç kız saniyeleri saymaya başladı."

2003 Chronos Ödülü
2002 Grand Imaginaire Gençlik Romanı Ödülü

"Uzay gelecekte, uzay-zamanı katlamayı başaran insan ırkı Dünya'yı aşmış, galaksinin dört bir yanına dağılmış; bilindik hırsları, tanıdık emelleri ve benzer siyasi yapılarıyla varlığını sürdürüyor. Birbirinden binlerce ışık yılı uzaklıktaki gezegenlerin oluşturduğu '100 Dünya Konfederasyonu' adlı bu yeni düzende, Dünya'dan da mavi, gizemli bir okyanus-gezegen dikkati çekiyor: Başkadeniz.Konfederasyonun en genç gazetecilerinden, Agoralı Sandiane Ravna objektifini bu ketum gezegenin sırlarına çevirdi bile. Bilmediğiyse, gerçekleri öğrenmekle onları medyada paylaşmak arasında çok hassas bir denge olduğu...

İnsanın doğa üzerindeki egemenliğine bir sınır çizmek mümkün mü? Buluşlar ve keşiflerle bugünlere gelen insanın 'merak' duygusunu esas harekete geçiren nedir? Bilgilenme ve haber alma hakkı yaşam hakkının önüne geçtiğinde, en büyük zararı kim görür? Fransız bilim kurgu edebiyatının tanınmış yazarı Danielle Martinigol'ün ünlü üçlemesi '100 Dünya' başlıyor."

On8 Kitap

24 Haziran 2014 Salı

Bulut Kuş / Bai Bing

Günışığı Kitaplığı'ndan bu kez tam oğluma göre bir kitap!

Bulut Kuş

Yazan : Bai Bing
Resimleyen : Yu Rong

Geleneksel Çin sanatıyla Batı sanatını buluşturan ödüllü kitap, her yaştan sanatsever için Türkçe'de!

Şarkısını arayan kuşun öyküsü!

Uluslararası ödüllere sahip tasarımcı, illüstratör Yu Rong'un benzersiz desenleri ve yazar, yayıncı Bai Bing'in öyküsüyle hayat bulan Bulut Kuş, özgürlük arayışını ve canlıların yaşamlarıyla ilgili seçim yapma hakkını yorumlayan şiirsel bir felsefe kitabı. Çin'in en yaygın geleneksel sanatlarından olan kağıt kesme sanatının da kullanıldığı desenler, okuru alışılmışın dışında bir düşünce ve duygu dünyasıyla tanıştırıyor. Zengin desenleri ve yalın diliyle etkileyici Bulut Kuş, her çocuğun ve yetişkinin, kütüphanesine katmak isteyeceği özel bir koleksiyon kitabı. Birlikte okumak, sayfalarında kaybolmak için birebir.

Şarkılarıyla gökleri boyayan bir papağan, günün birinde düşlerini yitirir. Düşlerine giden yolu arayan papağanın öyküsü...

2013 Çin Şanghay Uluslararası Kitap Fuarı Uluslararası Özgün Kitap Büyük Jüri Ödülü

2013 24. Bratislava Uluslararası İllütrasyon Bienali (BIB) Altın Elma Ödülü

Yu Rong, Çin'de doğdu ve küçük bir nehrin çevrelediği bir bambu ormanında büyüdü. Babasının da etkisiyle doğaya ve sanata büyük tutku beslemeye başladı. 1993 yılında Nanjing Üniversitesi Çin Sanatı bölümünden mezun oldu; tasarımcı, illüstratör ve sanat öğretmeni olarak çalıştı. Daha sonra, İngiltere'de Kraliyet Sanat Akademisi'nde İletişim Sanatı ve Tasarım öğrenimi gördü. Hem Çin sanatının geleneksel teknikleriyle çalıştı, hem de Batı yaratıcılığından ve ifade biçimlerinden ilham aldı. Bir Pandanın İzleri ve Kaz Amelia İçin Güzeş Bir Gün, çizerin en sevilen kitaplarından. Sanatçı, Bulut Kuş adlı kitabıyla 2013 Çin Şanghay Uluslararası Kitap Fuarı Uluslararası Özgün Kitap Büyük Jüri Ödülü'nün yanı sıra pek çok ödül kazandı. İllüstrasyonlarında Çin'in geleneksel kağıt kesme sanatını kullanan, 1999 Quentin Blake Ödülü'ne de değer görülen Yu Rong, eşi ve üç çocuğuyla birlikte Lodra'da yaşıyor.

Bai Bing, hem çocuklar için kitaplar yazıyor, hem de yayıncı olarak Jieli Yayınevi'nin baş editörlüğü görevini sürdürüyor. Chen Bochui Çocuk Edebiyatı Ödülü ile Bing Xin Çocuk Edebiyatı Ödülü'nün de aralarında bulunduğu birçok ödülün sahibi. En sevilen kitaplarından bazıları: Yeşil Güneş ve Kırmızı Güneş, Filler Geceyi Yiyebilir ve Tilki Kuş. Çin Yazarlar Derneği ve Çocuk Edebiyatı Komitesi üyesi olan Bai Bing, ailesiyle birlikte Pekin'de yaşıyor.

16 Haziran 2014 Pazartesi

Ejderha Tehlikesi Nasıl Savuşturulur / Cressida Cowell

Günışığı Kitaplığı'ndan yeni kitap

Ejderha Tehlikesi Nasıl Savuşturulur?
Cressida Cowell

"Mizah yüklü Hıçkıdık dizisinin 5. kitabı ve bu diziden uyarlanan animasyon filmi 'Ejderhanı Nasıl Eğitirsin 2' haziranda tüm Vikingseveleri müthiş bir macerada buluşturuyor!

Çelimsiz bir kahraman ve yaralı bir ejderha birlikte neler başarabilir?

İngiliz yazar ve illüstratör Cressida Cowell'ın, çocukluğunda dinlediği Viking hikayelerinden esinlenerek yarattığı çağdaş komedi dizisi 'Hıçkıdık', heyecan dolu beşinci kitabıyla sürüyor. 'Hıçkıdık' dizisinden sinemaya uyarlanan ve 2011 Bafta ile Oscar Ödülleri adayı olan animasyon filmi 'Ejderhanı Nasıl Eğitirsin'in ikincisi de kitabın hemen ardından, haziranda sinemaseverlerle buluşacak. Sorunları, kaba kuvvete başvurmadan, iletişimle çözmeye çalışan, tam da bu yüzden büyük bir lider olacağına kimsenin inanmadığı küçük Viking Hıçkıdık, kahramanlığa giden yoldaki soluksuz maceralarından birini daha anlatıyor. Bu beşinci kitapta, patlamak üzere olan bir yanardağı söndürme görevini  omuzlayan kahraman, yetişkinlerin hırslarına, düşünmeden aldıkları kararlara ve perde inmiş gözlerine rağmen, aklıyla ve tüm canlılara duyduğu sevgiyle zirveye tırmanıyor. İlk dört kitap Ejderhanı Nasıl Eğitirsin, Nasıl Korsan Olursun, Ejderhaca Nasıl Konuşursun, Ejderha Laneti Nasıl Bozulur'un ardından Hıçkıdık'ın bu beşinci kitabında da, zengin metnin yanı sıra eğlenceli desenler, haritalar ve kahraman albümleri yer alıyor. Hıçkıdık'la ilgili son gelişmeleri takip etmek için, dizinin resmi facebook sayfası:
www.facebook.com/Hickidik.dizi

Kaba kuvvete değil aklına güvenen büyük Viking Kahramanı Korkunç Gıcık III.Hıçkıdık, Müthiş Maharetli sayesinde, bir Yokedici Ejderha'nın elinden güç bela kurtulmuştur. Bu gizemli adamın, kendi annesiyle ilgili bir sırrı olduğunu öğrendiği sırada, patlamak üzere olan korkunç bir yanardağa tırmanmak zorunda kalır! Elbette, sarsak arkadaşı Balıkayak ve gözüpek Kamikaze'yle birlikte..."

10 Haziran 2014 Salı

Can Çocuk'tan Yeniler


Üç, İkiii, Birr Ateş! (2) / Aslı Tohumcu

Ateş'in maceraları doludizgin devam ediyor!

Ateş, okulda, evde, akrabalarıyla her gün yeni bir heyecana yelken açıyor. Haydi, serüvenlerini size anlatmaya can atan Ateş'e kulak verin!


Şaka, Alay ve Hazırcevaplarıyla Yahya Kemal / Süleyman Bulut

İstanbul'a Dönüş

Yahya Kemal'e sorarlar:
"Üstat, Ankara'nın nesini beğeniyorsunuz?"
Yahya Kemal, hiç duraksamadan yanıt verir:
"İstanbul'a dönüşünü!"


Yedi Denizlerde 2 - İskelet Sahili'ndeki Sır / Delal Arya

Batan Gemiler Nereye Gider?

Gemilerine karaya vurduğu sisli bir sahil, çölün ortasında bir hayalet kasaba ve on yedinci yüzyıldan kalma esrarengiz bir yelkenli...Shonga gemisinin kaptan çocukları Renda, Solin ve Palu'nun efsanevi Kanatlı Denizatını arayışları Güney Atlantik Okyanusu'nda ve sırlarla dolu İskelet Sahili'nde devam ediyor.


Kurabiye Ev / Refik Durbaş

Mis kokulu, renkli kurabiyeler!

"Babam, küçük sürprizler yapmayı çok sever.
Ben ona küçük kırmızı öpücükler veririm.
Anneme de küçük mavi öpücükler..."


Böcek Orkestrasının Muhteşem Sınıfı (2) / Göknil Genç

Herkes sınıfa!

Böcekistan'ın müziğe ve öğrenmeye doyamayan yavru böcekleri her derste farklı bir enstrüman tanımaya devam ediyor. Bu kez de programlarında üflemeli ve vurmalı çalgılar var.


Tetila ve Nemne / Sevin Okyay

"Nemne, Tetila'yı sevmek istiyor."

Nemne kedinin peşinden koşuyor. Tetila ise ona hiç yüz vermiyor. Nemne adında küçük bir kız ile Tetila adlı bir kedinin hikayesini okuyacaksınız bu kitapta.











9 Haziran 2014 Pazartesi

Mistral / Angela Nanetti


Günışığı Kitaplığı'ndan yeni kitap...

MİSTRAL

Akdeniz'de bir ada ve rüzgarlı bir aşk hikayesi!

İtalyan çocuk ve gençlik edebiyatının büyülü kalemi Angela Nanetti, bu ödüllü romanında, adada büyüyen bir çocukla kentli bir kızı aynı kumsalda bir araya getiriyor. Koylarıyla benzersiz, uçurumlarıyla tehlikeli bir adada büyüyen Mistral'in yaşamı, yatla adaya gelen bir ziyaretçiyle değişir. Çocukluktan gençliğe adım atarken, Mistral hem bu ziyaretçinin yarattığı duygu dalgalarıyla boğuşacak, hem de turizmle tanışan adanın ve büyük ailesinin değişiminin bir parçası olacaktır. Yazar, bir Akdeniz adasının atmosferini ve adalı insanla kentli insanın farklı var oluş biçimlerini yalın ama güçlü, yoğun tat bırakan bir dille öyküleştiriyor. Gençlerin kültürel yapıları farklı olsa da, evrensel bir dili paylaşabildiklerini, ama buluşmalarının da aynı nedenle zor olduğunu incelikle işliyor. İnsana her yönüyle bakan, çocukluktan ergenliğe geçişin karmaşalarını naiflikle dillendiren ve özlenen bir romantizm taşıyan roman, gerçek bir gençlik klasiği.

Bir deniz fenerinin yalnızlığına doğan Mistral, koylarıyla benzersiz, uçurumlarıyla tehlikeli bir adada büyür. Çocukluğunun her gününde dokunarak ve soluyarak tanıdığı adanın kralıdır o. Bir gün krallığına bir ziyaretçi gelir: Gizemli bir yat, Mistral'in hayatını dolduruverir. Yattan yansıyan keman ve piyano nağmeleri, Mistral'İn hiç duymadığı seslerdir; kulağına dolansa hiç duymadığı bir hikaye. Filizlenen ilk aşk, yat adayı terk edince ne kadar direnebilir? Mistral'in yaşamı nereye sürüklenecektir?..

2009 Uluslararası Genç Kütüphaneciler Birliği Beyaz Karga Ödülü
2010 Pippi Ödülü (İtalya)
2011 Montreuil Gençlik Merkezi Pépites d'Or Ödülü (Fransa)

20 Mayıs 2014 Salı

Kahve Yayınları'ndan Yeni Kitap: Tanrı Kent


Tanrı Kent / Paulo Lins

"Yeraltı kültürünün en yoğun haliyle yaşandığı ve en acımasız yöntemlerinin kullanıldığı bir yerden bahsediliyor burada, Tanrıkent'ten. Paulo Lins'in otobiyografik öğeler de barındıran büyüleyici ve mistik anlatımıyla, buna çok yakından tanık oluyoruz. Uyuşturucu ticaretinin ve kullanımının çok küçük yaşlarda başladığı, hırsızlık, gasp ve adam öldürmenin günlük ve sıradan işler olarak karşılandığı, neredeyse bütün çocukların büyüyünce gangster olmak istediği bir yer burası.

Romanda, devletin ve dolayısıyla yöneticilerin yoksul halkı kentten nasıl uzaklaştırdığı ve bataklığa ittiği, bu yetmezmiş gibi onları bir tür toplama kampı havasında yaşamak zorunda bıraktığı bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor, hatta sık sık tokat gibi patlıyor okurun yüzünde. Bireyin devlete ve sisteme yöneltemediği öfkesini, kendi yaşadığı küçük topluluğa nasıl yansıttığını, büyük dramların gölgesinde aşkın, sevginin ve tutkunun kol gezdiği, Tanrıkent'in dar sokaklarında dolaşarak anlayabiliyorsunuz.

Yayınlandığı onca ülkede, sayısız ödül almış, filmiyle gişe rekorları kırmış Tanrıkent, kenar mahalle kültürünün toplumdaki etkileri, bireyin bu çöküş toplumunda yaşamak zorunda bırakıldıkları ve şiddetin olağanlaşmasıyla yüzleşmek adına bu bir başucu kitabı, bir Latin Amerika klasiği. Kanın tere, gözyaşının kire karıştığı, yarına dair umudu olmayan kenar mahalle insanlarının oldukça küçük yaşam alanlarında hayatta kalma mücadelesinin destansı öyküsü..."


13 Mayıs 2014 Salı

Can ile kitap okuma maceralarımız (1)


Kitap tanıtımları ve yorumlarına biraz ara verip kendimle ilgili yazayım dedim.
Sıkılmışsınızdır belki kitap tanıtımlarından :)

Blogumu takip edenler bilir, ben kitap okumadan yaşayamam. Belki diyeceksiniz bu kadar çok okuyorsun ama blogunda göremiyoruz yorumlarını. Haklısınız, çünkü bloga eskisi gibi düzenli yazamıyorum. İş güç, hayat gailesi işte...Belki biraz da bunlarına ardına sığınıyorum...Bazen de insan biraz uzaklaşmak istiyor bazı şeylerden, sonra yine bir şevkle başlıyor kaldığı yerden. Benimki  de böyle bir dönem diyelim işte...

Kitap okumayı çok seven bir anne olarak oğlumun da okumaya alışmasını ve okumayı sevmesini çok istiyorum. Bunun için özel bir gayret göstermedim çünkü zaten evde her yerde kitap var ve annesi sürekli kitap okuyor. Ayrıca bebekliğinden itibaren ilgisini çekeceğini düşündüğüm bir çok kitap aldım. Kitapları kimi zaman ısırdı, yemeye çalıştı, kimi zaman açıp inceledi, resimlerine baktı, yani kitaplarla tanıştı. Şimdilerde neredeyse benimkine yakın sayıda kitabı var! Dilediği zaman gidip kitaplığında alıyor, resimlerine bakıyor, ya da bana getirip "anne bunu oku" diyor.

Çocuklara kitap okumayı sevdirmek isteyen anne babalar, bence yapacağınız tek şey kitap okumak! Eğer siz anne baba olarak kitap okumuyorsanız, çocuğunuzdan da kitap okumasını beklememelisiniz. Çünkü çocuk sizde ne görüyorsa birebir taklit ediyor. Eğer evde hiç kitap okumuyorsanız, başucunuzda her daim kitaplar durmuyorsa, çantanızda cüzdanınız, telefonunuz gibi kitabınız da olmazsa olmazınız değilse, yüzlerce binlerce kez kitap oku dediğiniz çocuğunuz kitaplara yanaşmayacaktır.

Bizim özellikle gece uyumadan önce kitap okuma seansımız var Can ile. Can'ı mümkün olduğunca erken yatırmaya çalışıyorum, sabah erken kalktığı için. Ama uyumadan önce mutlaka kitaplarına bakmak istiyor ya da benden kitap okumamı istiyor. Bazen ben okuyorum, bazen o okuyor gibi yapıp kendince hikayeler uyduruyor :) Bazen de sadece resimlerine bakıyor.  Yani oğlum kitapları seviyor, eminim ki bu sevgi yaşı ilerledikçe de devam edecek. Bu ara en çok çıkartmalı kitaplara ilgi duyuyor. O çıkartmaları alıp istediği yere yapıştırmak çok hoşuna gidiyor. Bir de tabii vazgeçilmez favorimiz Caillou var! Hem çizgi filmlerine bayılıyoruz, hem de kitaplarına.

Size naçizane tavsiyem çocuklara kitapları sevdirmek istiyorsanız, bırakın kendileri seçip alsınlar, siz sadece yol gösterin. Onu alamazsın, bu olmaz, şunu al diye karışmak yerine, güzel güzel açıklayın bak bu senin sevebileceğin bir kitap diye. Tabii öncelikle sizin kitap okumayı sevmeniz gerek ki, çocuklarınız da sevsin...


7 Mayıs 2014 Çarşamba

Çalınan Kent / Gülsevin Kıral (Günışığı Kitaplığı)


Dedektif öykülerinin sevilen yazarı Gülsevin Kıral'ın heyecan dolu dizisinin ikinci kitabı çıktı!

Bir kentin neleri çalınabilir?

Çocuklar için yazdığı gizem ve mizah dolu roman ve öyküleriyle sevilen Gülsevin Kıral, İstanbul'u Çalıyorlar! ile başlayan Ömer Hepçözer Dedektiflik Bürosu dizisinin ikinci kitabında okuru yine, ipuçlarını izlemeye davet ediyor. Tarihinden, doğasından koparıldığında bir kentin kimliğini nasıl kaybettiğini, onu kent yapan değerleri ustaca bir kurguyla okuruna düşündüren yazar, öğretici olmadan tarihle ve mimari anıtlarla ilgili bilgiler de sunuyor. Yedikule Hisarı'ndan Çin Seddi'ne ve daha birçok mekana ve zamana uzanan roman, kentlerin geçmişini bugünde buluşturuyor. Usta bir dedektif ve ona yaz aylarında çıraklık yapan Mustafa'nın akıl almaz maceraları ekseninde genişleyen dizinin bu kitabında, Yenikapı arkeoloji kazıları ve ağaç katliamı gibi güncel konular da bir çocuğun merakını uyandıracak biçimde olay örgüsünde yerini alıyor. Muzip dili ve gerçekliğin içinde yarattığı fantastik tadıyla heyecanla okunan dizi, yetişkinleri de çocuklarla birlikte kentlerin geleceğini düşünmeye davet ediyor.

Mustafa Ömer Hepçözer'İn dedektiflik bürosunda çalıştığı yaz tatilinde inanılmaz bir maceranın parçası olmuştur. İstanbul'un mimari anıtlarının çalınmasıyla başlayan uluslararası kovalamacanın üzerinden bir yıl bile geçmeden, bu kez hem başka anıtlar hem de koskoca bir orman tehlike altındadır! İflah olmaz hırsızların yeni planlarını boşa çıkarmak ve sevdiklerini kurtarmak için işe koyulan ikili, gizemli şifrelerin ve ipuçlarının izini sürer...

Ömer Hepçözer Dedektiflik Bürosu Dizisi

1. İstanbul'u Çalıyorlar
2. Çalınan Kent

Gülsevin Kıral, 1959'da Eskişehir'de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nden mezun oldu. Çeşitli edebiyat dergilerinde yazıları yayımlandı, çeviriler yaptı. Yazarın, Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği'nin (ÇGYD) 2006 Sulhi Dölek Ödülü'ne değer görülen çocuk öyküleri, Günışığı Kitaplığı tarafından Gizli Formül Hangi Zarfta adıyla tek kitapta toplandı. Desenleri ve öykü şiirleriyle çok sevilen Berber Pire Tellal Deve de, ÇGYD tarafından 2008'de Yılın En İyi Çocuk Kitabı Tasarımı seçildi. Kıral'ın en son kitabı, "Ömer Hepçözer Dedektiflik Bürosu" dizisinin ikinci kitabı Çalınan Kent.