18 Ekim 2012 Perşembe

Tasavvufa dalarken...


Son zamanlarda yaptığım en güzel şey tasavvuf okumaya başlamak oldu.

Twitter'da gördüğüm bir öneri üzerine bu kitabı aldım ve okumaya başladım. Okudukça da içim açıldı. O kadar güzel anlatıyor ki, yavaş yavaş, sindire sindire okuyorum, öğreniyorum. Bitirince daha detaylı yazacağım yorumlarımı. Ama bugün okuduğum bir hikaye çok hoşuma gitti, buraya da yazmak istedim.

"Zamanın birinde, aynı beldede yaşayan iki şeyh efendi varmış. Bu ulu zatlardan biri, diğer şeyh efendiye haber gönderip 'Bu gece dergahımızda mihman var. Sizin çiftlikten bize şöyle nar gibi kızarmış bir tavuk gönderiver' diye rica etmiş.

Şeyh efendi de besili, güzel bir tavuk kestirip kızartmış, dervişlerden birinin eline verip diğer şeyh efendinin dergahına yollamış.

Şeyh efendi, gelen dervişi kapıda karşılayarak elindeki tavuğu almış ve 'Evladım, senin adın ne?' diye sormuş.

Derviş, 'Efendim, Ahmet oğlu Mehmet' diye cevap vermiş.

Şeyh efendi bu cevap üzerine, elindeki tavuğu tekrar dervişe uzatarak, 'Oğlum, ben senin şeyhinden nar gibi kızarmış bir tavuk istemiştim. Bu tavuk çiğ, bizim dergahımızda çiğ tavuk yenmez' demiş.

Derviş, paketi bile açılmayan tavuğu tekrar eline alıp şeyhinin huzuruna gelmiş ve olup biteni anlatmış.

Şeyh efendi büyük bir hüzünle karşılık vermiş: 'Oğlum Ahmet, sen ne büyük bir terk-i edeb etmişsin. Efendi senin sadece ismini sormuş. Ahmet oğlu Mehmet diyerek lafı ne çok uzatmışsın. Bilmez misin, Hakk dostlarının karşısında çok konuşulmaz. O sana babanın ismini mi sordu da Ahmet oğlu Mehmet dedin. Elindeki tavuğun suçu yok. Pişmemiş olan sensin. Diline sahip olamamış, lafı uzatıp çok konuşmuşsun.'

12 yorum:

bahar006 dedi ki...

Canım şimdi bi kelime fazla etti diye o kadar emek verilen tavuğu geri göndermek çiğlik değil mi peki? Ben sevmedim bu örneği, çok şekilci.

EfLaTuN dedi ki...

Tasavvuf candır =)
Sevgiyle,

Asayra dedi ki...

bakış açısına göre değişen bir hikaye örneği olmuş.Beğeneceğimi düşünüyorum kitabı almak isterim en kısa zamanda okuyacağım.

Syhn dedi ki...

aman Allah'ımm canann ben çok boş konuşuyorummmmmmmm :(

Kitap Kurduyum Ben dedi ki...

Bahar006,
Tasavvufta böyle.Ettiğin her kelimeye dikkat edeceksin.

Eflatun,
Kesinlikle!Tasavvuf muazzam bir alem...

Asayra,
Bence mutlaka oku.Çok güzel.

Seyhancım,
Sadece sen değil,bazen hepimiz boş konuşuyoruz.

AyŞeGÜL dedi ki...

canancım ben en son nazan bekiroğlu'nun ''la-sonsuzluk hecesi'' kitabını okudum ve çok çok çok beğendim! sana da tavsiye ederim. o kitaptan sonra yeni bir tasavvuf kitabı okumak istiyordum, senin yazına denk geldim. bu kitabı da almak şart oldu o zaman.

AYŞEN dedi ki...

mutlaka almalıyım bu kitabı.

hanife dedi ki...

Hikayeyi çok beğendim ama kendimi düşününcede hayıflandım bazen o kadar çok konuşuyorumki....
Paylaşımın için teşekkürler izlemeye aldım mutlu hafta sonları dilerim..

Erdem dedi ki...

Tasavvufu da tasavvufsuzluğu(!) da azçok bilen biri olarak çok saçma bir hikaye olduğunu söylemek isterim. Bahsi geçen hikayede örnek alınacak bir şey yoktur, az konuşmanın tavsiye edilmesinin sebebi de hak dostları falan değildir. Bu tür sapkın inançları tasavvuf diyerek zihinlere yerleştirerek zaten zayıf olan sorgulama kültürümüzü iyice törpülüyorlar. Ondan sonra şeyh karıma tecavüz etti diye haber okuyoruz. Peygamberin karşısında bedevi rahatça konuşmuş, Ömer aldığı karar itiraz etmiş. Yapmayın dostlar, yapmayın.

Meral Saydam dedi ki...

Bu hikayeyi okuyunca kitaptan soğudum..Keşke daha iyi bir örnek verseydiniz.Bu verdiğiniz hikaye hiç bir ders vermemiş saçmalık ötesi gerçekten arkadaşlara katılıyorum....

Leyla ürkmen dedi ki...

tasavvufu allahın emir ve yasaklarına göre yasamak kalben uymak kalbin kötülük ve hayasızlıktan kurtulması ruhen kalben rahatlamak az konusmak az yemek az uyumak bazı getirileridir ölmeden olmek yanmak gerek tasavvufu peygamber efendimizin magrada insanlardandan uzak sadece allah askıyla kaldıgı dönemden geldiği bir rivayetide vardır iyi dogru bir tasasufi bir kitab arıyorum bu hikayeyi okuyanların görüşlerini okudum bu hikaye kıtsası okadar acıkki cok konusmak bazen insanları günaha yanlısa iter bunun için tasavvufta cok konusmayını önermiştir bu hikayede bir kıtsadır fakat herkez bu kıssatan yararlanacak diye bişey yoktur

fahrettin ata dedi ki...

Keske kitabin adini da yazsaydiniz.