13 Şubat 2013 Çarşamba

Anlaşma / Jodi Picoult



"Michael gözlerini nasıl kırpacağını hatırlamaya çalışıyordu."

Bu kitap öyle bir kitap ki, burada ne kadar anlatmaya çalışsam da yine okumadan anlayamazsınız güzelliğini, etkileyiciliğini, sizi sarıp sarmalamasını...

Hayatımda ilk kez Jodi Picoult okudum ve okuduktan sonra da neden bu zamana dek okumadığıma üzüldüm! Öyle güzel yazmış ki, kelimelerim yetmiyor tarif etmeye.

Bir kere, öyle bir hikaye okuyorsunuz ki, içinizi yakıyor, yüreğinize işliyor, kalbinizi yerinden söküp canınızı acıtıyor. Hayata bakışınızı değiştiriyor, düşüncelerinizi sarsıyor, duygularınızı deşifre ediyor.

Kitaptaki karakterler hayatınızın birer parçası haline geliyor kitabı okudukça. Sanki caddenin karşısındaki evde Melanie'yi görecek, hastaneye gittiğinizde beyaz önlüğüyle James karşınıza çıkacak! Kitabı okudukça da şöyle bir duygu yerleşiyor içinize: Sanki onları görebilmek için dolaşıyorsunuz sokaklarda. Öyle derinden hissediyorsunuz ki onları, düşündükleri düşünceleriniz, hissettikleri duygularınız, söyledikleri sözleriniz haline geliyor.

Yazar Jodi Picoult anlatmak istediklerini öyle doğru anlatıyor ki, okudukça siz de tıpkı onun hissettiklerini hissediyor, onun düşündüklerini düşünüyorsunuz. Sanki bir kablo ile yazarın beyni ve sizin beyniniz birbirine bağlanmış, onun kafasındakiler doğrudan, hiçbir değişikliğe uğramadan size geçiyor. Sanki kitabı siz yazmışsınız gibi, satırları ezbere biliyormuşcasına okuyorsunuz. Ama aynı zamanda da bir o kadar merak ediyorsunuz ilerleyen sayfaları. Okuduğunuz sayfayı bitirmeden sonraki sayfalara bakmamak için zor tutuyorsunuz kendinizi!

Kitapta yer alan ve çok hoşuma giden iki söz:

"Hiç görülmemiştir, aşkın kendisini, ne kadar derin olduğunu bildiği; ayrılık vakti gelene dek ta ki."
       Halil Cibran

"Bir yalan ki yarısı gerçektir, yalanların en karasıdır; bir yalan ki tamamı yalandır, ona göğüs gerilebilir. Ama bir yalan ki kısmen doğrudur, işte onunla başa çıkmak çok zordur."
      Alfred Tennyson


Kitabın konusundan bahsetmeyeceğim. Sadece mutlaka alın, okuyun diyorum.
Arka kapak yazısı şöyle:
"Harte ve Gold aileleri on sekiz yıl boyunca yan yana evlerde yaşadı. Aile pikniklerinden en mahrem sırlara kadar her şeyi paylaştılar. Çocukları Chris ve Emily'nin yakınlaşması da bu nedenle sürpriz olmadı, hatta arzu edildi. Birbirini neredeyse doğdukları günden beri tanıyan, hiç ayrılmayan liseli iki genç, ailelerinin gurur tablosunda el ele gülümsüyordu; ikisi de başarılı, ikisi de popüler, ikisi de pırıl pırıl.
Ama bir gece yarısı çalan telefonla her şey değişti;
Emily başından vurulmuştu, Chris olay yerindeki tek kişiydi ve silahta kendisi için de bir kurşun olduğunu söylüyordu..."

Okuyun, mutlaka okuyun bu kitabı...

8 yorum:

çokoprenses dedi ki...

Cok merak ettim okumaliyim

Sitare dedi ki...

çok ilginç gibi duruyor ,okumalıyım eveeet

kitaplarla beslenmek dedi ki...

Yazarın "Kız Kardeşim İçin" adlı eserini okumuş ve çok beğenmiştim. Daha sonra diğer kitaplarını aldım tek bu kitabını almadım. bunu da alıp okumayı isterim. yorumunuz çok güzel olmuş. sevgilerimle

Şule dedi ki...

Favori listeme ekledim. Bakalım ne zaman okuyacağım :)

kitap eylemcisi dedi ki...

picoult güzel yazıyor, sonları farklı bitiriyor ve konular harika, paylaşım için ise ayrıca teşekkürler:)

EfLaTuN dedi ki...

Diger kitaplarda onceliginiz cam cocuk, yap boz ve bir daha bak olmali. Ayrica bir daha bak kitabinin nazilere dayanan irk islahi ile ilgili yasanmisliklara ve arastirmaya dayali bir kitap oldugunu da belirtmek isterim nacizhane bir J.P. hayrani olarak...
Sevgiyle,

özde özer dedi ki...

Yeni kitap... Yeni heyecan :)

mursut s. dedi ki...

Oldukça eski bir kitap. Lisedeyken yani yaklaşık 6 yıl önce okumuştum. Evet bu kitabı ben de anlatamıyorum, sadece diyorum ki okuyun ve hayran kalın abi!