19 Aralık 2012 Çarşamba

5. Eğitimde Edebiyat Semineri






Günışığı Kitaplığı’nın 15 Aralık’ta Irmak Okulları’nın katkılarıyla düzenlediği 5. Eğitimde Edebiyat Semineri’nde konuşan
Prof. Dr. Selahattin Dilidüzgün, okuma alışkanlığının ancak edebiyattan haz alarak mümkün olabileceğini,
bunun içinse nitelikli okumalar yapmak gerektiğini vurguladı.


Ancak haz veren şeyler alışkanlığa dönüşür!


Okullardaki okuma saati uygulamasının yararsızlığından edebiyatın özgürleştiren etkilerine, çocuklukta soru sormaya alışmanın öneminden her türlü olanaksızlığa rağmen okullarda hayata geçen yaratıcı okuma uygulamalarına dek pek çok konunun tartışıldığı tamgünlük seminere Denizli, Bitlis, Muğla, Ankara, Şırnak, Mersin, İzmir gibi farklı illerden de çok sayıda öğretmen, kütüphaneci ve eğitim yöneticisi katıldı. 

Edebiyatın usta isimlerinden gazeteci, yazar Müge İplikçi; karikatürcü, yazar Behiç Ak ve sinema oyuncusu, yazar Görkem Yeltan’ın konuşmacı olduğu seminerde akademisyen, çevirmen Prof. Dr. Selahattin Dilidüzgün, eğitim sistemimizi kuşatan “onaylayıcı” okumanın tehlikelerine dikkati çekti. “Yazar diyorsa doğrudur” yaklaşımının “eleştirel” okumaya ters düştüğünü; edebiyatın ham insandan birey yaratma sanatı ve söylenenden kastedilene gitme sürecinde bir araç olduğunu vurguladı. Edebiyata ancak estetik hazla ulaşılabileceğini savunan Dilidüzgün, bu hazzın soyut kavramların gelişmesiyle sağlanabileceğini, “okuma alışkanlığı”nın da bu hazla mümkün olacağını hatırlattı; ancak nitelikli okuma yapanın, nitelikli düşünebileceğini belirtti.

Eğitimdeki en temel sorunun, soru soranın öğretmen, cevap verenin öğrenci olması kalıbının yıkılamaması olduğunu söyleyen karikatürcü, yazar Behiç Ak, düşünmeyi geliştirmek için soruyu çocuğa sordurmanın gerekliliğine değindi. Ancak sorudan soruya geçen çocukta yorum yapabilme yetisinin gelişeceğini belirten Behiç Ak, görsel okumanın önemi ve insana sağladıkları üzerinde dururken, bir resme göz atmakla, dakikalarca bakmak arasındaki şaşırtıcı farkları resimli öykü kitaplarından örnekledi.

Kitap okumayı sevmeyen bir toplum olmamızın nedenini, sanatı eğitimin içinde bir öğe olarak görmemizde yattığını öne süren oyuncu, yazar Görkem Yeltan konuşmasında, sanatla eğitim arasındaki ilişkinin ancak birbirini beslemek olabileceğine işaret etti. Yazarın bir eğitimci ya da bir sivil toplum örgütü gibi davranmaması gerektiğinin, okuma saati gibi zoraki uygulamalarla çocukların hayal gücüne zarar verdiğimizin altını çizdi.

Konuşmasına Pink Floyd’un unutulmaz şarkısı “Another Brick in the Wall” ile başlayan gazeteci, yazar Müge İplikçi, çocukların eğitim sistemi içinde tektipleştirilmesine neden karşı olduğunu anlattı. Eğitimle otoriteye boyun eğmeyi öğrenen, başkalarının aldığı kararlara, başkalarının alıntılarına ve her ezbere razı olan, seçim yapma aşamasında bile sistem tarafından bir kalıba sokulduğunun farkında olmayan çocuğa değindi. İçinde sistemin bir türlü öldüremediği bir çocuk taşıdığını söyleyen İplikçi, gelecek umudunu yinelerken, bir şeyleri değiştirmek için bütün duvarı yıkmaya gerek olmadığını, bazen tek bir tuğlayı bile yerinden almanın farklılık yaratabileceğini, bunu da en iyi edebiyat ve sanatla yapabileceğimizi söyledi.

Edebiyatçıların düşündürücü konuşmalarının yanı sıra farklı illerden öğretmen ve kütüphaneciler yaptıkları yaratıcı okuma sunumlarında, öğrencilerle sürdürdükleri okuma projelerini, kitapların seçilme nedenlerini, hangi yöntemle okunduklarını, okuma sonrası yaratıcı düşünme ve sorgulama süreçlerini meslektaşlarıyla paylaştılar. Semineri, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Dr.
Muammer Yıldız ve Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürü Ferşat Ayar da izledi.

Hiç yorum yok: